29 Aralık 2009 Salı

Salih Memecan'ın Asker Açılımı


Sabah Gazetesi'nden Salih Memecan. Bülent Arınç'a yönelik suikast iddialarıyla ilgili karikatürü. Daha henüz yakalanan subayın üzerinde adres yazdığı iddia edilen kağıdı yutmaya çalıştığı ispatlanmamışken (bugün DNA testi yapılacak) böyle bir karikatür çizmiş. Bildiği bir şeyler var herhalde.

Salih Memecan'ı daha önce de benzer bir sebepten dile getirmiştim. Bahsettiği doğru ve yanlışlar kimin düşünceleri belli. Böyle ısmarlamalarla sanatçı olunmaz.

Sabah Gazetesi de dile getiremediği söylemleri Memecan üzerinden dillendirmeye devam ediyor. Yazık ...

24 Aralık 2009 Perşembe

Kes Yapıştır.


Akşam Gazetesi magazin sayfası köşe yazarı Sevim Gözay. 25 milyon kişiye sigara bıraktıran Allen Carr isimli kişiden ve programından bahsedecek. Ama yazısısın üçte ikisini Ekşi Sözlük'ten seçtiği yorumları cut/paste yaparak adeta yedirmiş. Ekşi Sözlük alışkanlık yapar, dikkat et derim.

Liselim !

Akşam Gazetesi'nin Dış Haberler servisinin yaptığı habere göre Fansız liseli kızlar, okulda mini etek ve şort giyilmesinin yasaklanmasına tepki göstermişler. Tepkiyi de mini etekle okula gelerek göstermişler.

Akşam Gazetesi'nin habere bulduğu fotoğraf dikkatimi çekti. Habere konan fotoğraf Fransa hükümetini haklı çıkartacak kadar seksi. Yani Fransa'da liseli kızlar okula bu kıyafetle gidiyorsa vay ki vay ... Liselim şarkısı aklıma geldi hemen...

23 Aralık 2009 Çarşamba

Taraf ne taraf?


Taraf Gazetesi ana sayfada Noel Baba haberi yapmış. Yorumsuz ...

21 Aralık 2009 Pazartesi

Ne Falmış Be !

Haber Türk Gazetesi, magazin eki astroloji yazarının 2010 yorumlarının tanıtımı oldukça ilginç, gazete ana sayfasında sağdan, magazin ana sayfasında soldan aynı bacak frikikleri patlamış. Astroloji sayfasında ise ayakta bir seksi poz.

Haber Türk Gazetesi Hande Kazanova'nın etinden, sütünden, yorumlarından faydalanmış. Kazanova da bundan pek rahatsız görünmüyor ....

18 Aralık 2009 Cuma

Van'lı Maskot Kürt Açılımının Parçası Mı?


Akşam Gazetesi'nden Taşkın Su'nun haberi. Türkiye'de yapılacak Dünya Basketbol Şampiyonası için tasarlanan maskotun Avusturyalı bir sanatçının eserine benzeliğinden bahsediliyor. Benzerlik o kadar az ki konu bile edilmez. Ama biz tanıtım konularında kendimizi kötülemekte ayrıca çaba içerisindeyiz.
Başlık ise çok yaratıcı, benzerlik konusunda yorum yapan ve benzeten sanatçıları da ayrıca kınıyorum. Sadece kulakla kafa bütünleşmesi benziyor diye ...

Penis'siz Yazmam Abi!

Akşam Gazetesi köşe yazarı Serdar Turgut. Artık fazla yorum yapmayacağım zaten başlık ortada. En son 10.Kasım'da 2 penisli bir Çinli'yi konu etmişti. Bundan sonra da artık hayvanlı porno falan bekliyorum artık.

17 Aralık 2009 Perşembe

Yeni Yılınız Kutlu Olsun!


Vakit Gazetesi ana sayfasından ve sadece Müslümanların yeni yılını kutlamış. Hicri Yılbaşı.

Tüm Müslümanların Yeni Yılı'nı kutlar, İslam Alemi için hayırlara vesile olmasını Rabbimizden niyaz ederiz.

Aşırı dindarların Türkiye'de yerleşen hıristiyan geleneklerine alternatif yaratma çabası anlıyorum ama bu artık iyice zorlama olmuş gibi geldi bana. Vakit Gazetesi yazarlarına miladi takvimin tarihsel gelişimine iyice bakmalarını öneriyorum. Ayrıca Türk insanın yeni yılı kutlama sebeplerini de anketlerle araştırsınlar.
Yakında Noel Baba yerine, yeni bir karakter yaratılırsa hiç şaşırmam. Mesela Hicri Baba ...

14 Aralık 2009 Pazartesi

Şaka Len !

Fanatik Gazetesi, dün akşam ki Manisa maçında kaçırdığı gollere atıfta bulunarak böyle bir manşet atmış. Uygulama ve espiri güzel. Nihat'ın topa bakışı da espiriyi tamamlamış.

Ancak, yurtdışında oynamış en kariyerli futbolcularımızdan, sayısız milli başarıda pay sahibi bir futbolcuyu bu şekilde ezmek bana pek doğru gelmedi. Aynı takımda 30 maçtır gol atmayan Nobre varken neden Nihat bu kadar yıpratılıyor anlamadım.

11 Aralık 2009 Cuma

Yorum : DTP Kapatıldı!

Türkiye' de gündem pembe dizi gibi, sürekli birşeyler oluyor ama seneler sonunda bir bakmışsınız herşey aynı.

Kapatılan Kürt partileri, Kıbrıs, Avrupa Birliği, İrtica, Bedelli Askerlik, Geri Kalmış Spor, İmam Hatip Liseleri...

Bu kapatılan 4. parti oldu. Kendini tekrar edenin sadece devlet olmadığı anlaşılıyor. Bakalım medya organları bu konuda neler yazacaklar. Demokrasinin tanımı yeniden yazılacak mı?

10 Aralık 2009 Perşembe

Kazım - The Organizatör


Fanatik Gazetesi, Bild gazetesini yalanlayan Daum'un özür dilediğinden bahsediyor.

"O da alemden arta kalan yatak üzerindeki kelepçe. Bu hızlı yaşantı sadece otellerin ’Kral dairesi’nde gerçekleşmiyordu. Çok göz önünde olmaya başlayan yıldız isimlerin yaptıkları kulaktan kulağa yayıldıkça korku da başladı. Son haftalarda otel yerine evler tercih edilmeye başlandı. Bekar oyuncular Kazım ve Vederson’un evleri ’parti merkezi’ haline gelirken, perde arkasında hep bir isim vardı: Kazım... Kazım, tüm gece partilerinin organizatörüydü ..."

Genç ve bekar futbolcular, seks alemlerine dalmışlar deniyor. Ama bu haberi yaparken biraz dikkatli olmak lazım değil mi? Futbolcuların da ailesi var. Bir insan bekar diye, tüm özel yaşantısını herkez bilebilir diye birşey mi var? Suç mu işlediler?

9 Aralık 2009 Çarşamba

Sağduyu?

Bir Gün Gazetesi'nin Tokat'taki 7 şehit ve İstanbul'da İETT otobüsündeki olaylarda can veren 17 yaşındaki kızın haberinden sonraki manşetini merakla bekliyordum.

Yaklaşımını beğendim, diğer gazetelerin başlıklarını zaten biliyorsunuz. Yaşananlar üzücü ama sağduyu çok önemli. Özellikle DTP nin kapatılma aşamasında olduğu bu dönemde. Tabiki Bir Gün gazetesinin siyasi görüşü belli, ama o açıdan bakıldığında bu manşet fena durmadı.

8 Aralık 2009 Salı

Patlat Kalayı

Yeniçağ Gazetesi köşe yazarı Behiç Kılıç, öyle bir başlık atmış ki...
Geçenlerde molotofla belediye otobüsünde yanan kız malesef öldü. Tabiki bu saldırıyı yapan PKK'lı gençlerdi. Sinirlenmek gayet normal. Hatta aşırı derecede tepki vermek te normal. Ancak Behiç Kılıç'ın yaklaşımı ilginç...

"Piçlerin yaktığı kız öldü."

Yazının içeriği gayet normal ve bu tip olayların arkasında yatan ana sebepleri sorgulayan oldukça oturaklı bir yazı. Bütün terör olaylarını en başından, tüm unsurlarıyla özetlemiş.

Ancak bu başlık, yazının tarzıyla çok farklı. İşin en kötü yanı, yazısında bahsedemediği, bir gece önceki 7 şehit haberi. (Tokat - Reşadiye) Bu haberin siniri de eklenseydi, neler yazardı acaba?

7 Aralık 2009 Pazartesi

GS Bonus


Fanatik Gazetesi, Galatasaray'ın son dakikada yediği beraberlik golü üzerine, foto muhabirinin yakaladığı bu kareyi kullanmış.

Bana oldukça yaratıcı geldi. Takımın ve taraftarların hissettiği duyguyu çok iyi vermiş. Son dönemlerde yapılan GS Bonus reklamlarına da çok güzel gönderme olmuş.

6 Aralık 2009 Pazar

Erdoğan Medya Güreşi

Başbakanımız Tayyip Erdoğan, medyayı halka şikayet etmeye devam ediyor :

“Ne zaman televizyonu açarsanız, bakıyorsunuz devamlı ‘Şurada şu vuruldu, burada bu vuruldu, şurada şu kadar general şuraya çağrıldı, şu kadar albay, yarbay buraya çıkarıldı’. Bununla ne yapıyorsunuz? Teröre bir şeyler taşıyorsunuz ve körükle gidiyorsunuz.”
Milliyet Gazetesi, bu aralar özgür basın kavramını hatırladı. Bakalım bu hassasiyet ne kadar sürecek?

4 Aralık 2009 Cuma

Medyada Özgürlük Paniği

Başbakan Erdoğan'ın medya eleştirileri gündeme gelmeye devam ediyor. Direkt yazarlara yapılan göndermeler, medya çalışanlarını rahatsız ediyor. İşte bunlardan birini Sözcü gazetesi dile getiriyor :

"Bazı köşe yazarları hala açık tahrik içinde. Bunlar ne kadar az yazarsa millet o kadar huzur bulur. Eskiden haftada bir yazarlardı. Artık yarım saat içinde yazı yazmaya başladılar. Sipariş geliyor, yazıyı döktürüyorlar. Bunları istismar edenler devlet düşmanı ve devlet düşmanıdır. Millet bu oyunlara gelmez!"

Sözcü'ye katılıyorum. Bir ülkenin başbakanının etmemesi gereken laflar. Bundan bir adım sonrasını hepimiz zaten biliyoruz.

3 Aralık 2009 Perşembe

Hasan Pulur Endişesi

Doğan Medya Grubunun medya organlarının satılması gündemde. Bunu fırsat bilen Hasan Pulur sonunda kendini biraz özgür hissetti sanırım. Medyanın devrimler ve savaşlar öncesi baskıcı rejimler tarafından nasıl kullanıldığına değişik örnekler veriyor. Sonunda da Soner Yalçın'ın yazısından bir kuple...

Soner Yalçın, bu örnekleri bugüne getirir ve der ki:“Ne ilginç değil mi, bugün Türkiye’de yandaş medyadaki bazı köşe yazarları solcuların köşe yazarı olmasından rahatsızlık duyup gazete patronlarına, bunların işine son verirseniz AKP’yle ilişkileriniz düzelir, diye yazıyorlar! Yetmiyor. Kimi sözde köşe yazarları da solcu yazarları Ergenekon savcılarına hedef gösteriyor; bunları da sorgulayın, diye yazmaktan utanmıyorlar.”(x)Mehmet Akif de der ki:“Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

25 Kasım 2009 Çarşamba

24 Kasım 2009 Salı

Kim Kiminle Oynuyor?

Haber Türk Spor Gazetesi, Galatasaray basketbol tarihine geçen Cemal Nalga ile röpörtaj yapmış. Felaket!

Böyle sahtekarca bir hareket üzerine, aldığı ceza sebebi olan 7 numaralı Tufan formasını giyerek, (hem de ters olarak) mahsun pozları vermek, "Oyuna Geldim" diyerek röpörtaj vermek.

Hem Cemal Nalga, hem de haberi bu şekilde yapan Haber Türk, türk sporu adına büyük hata yapmıştır. Haberi yapan Gökhan Türe ve bunu kabul eden editörleri kınıyorum.



23 Kasım 2009 Pazartesi

Cadde Açılımı Devam Ediyor.

Milliyet Gazetesi eki Cadde yine erotik açılım yapmış. Sansasyonel yazar Melissa P. 'ye köşe vermişler.

Özet olarak Roma erkekleriyle Buenos Aires erkeklerini kıyaslıyor. Ve patlatıyor genellemeyi...

"Birkaç haftadır Buenos Aires’teyim ve burada geçirdiğim her gün bana şehrin muhteşemliğini bir kez daha ispatlıyor. Burada erkekler size sadece bakmakla kalmayıp yabancı birisinden daha önce hiç duymadığım çok güzel sözler söylüyorlar. Yürürken ıslık çalınması kaçınılmaz bir kural, kalçanızın sık sık hafifçe ellenmesi de çok eğlenceli. Arjantinli erkekler hasta ruhlu değiller; seks ve cinsel arzuyla ilgili her şey hemen ve içten bir şekilde oyuna dönüşüyor; erkek ve kadının yolda yürürken dans edip sonra kendi yollarına devam etmeleri gibi bir şey bu."

Ve şimdi Roma'lılar

"Roma’da insanlar cinsel özgürlükle yatağa atabildikleri kişi sayısını birbiriyle karıştırıyor, koleksiyon yapar gibiler: Ne kadar çok sevişirsen o kadar liberalsin. Bu ancak uzun bir süre seks yapmadan da durabilirsen söylenebilecek bir şey. Fakat ne zaman seks bir zorunluluk haline geliyor, o zaman seks yapma dürtüsünün kokain, eroin ya da bilmem neyle kafayı bulma dürtüsünden pek farkı kalmıyor.Biliyorum ki söylüyorum."

Türk erkekleri hakkında yapılacak yorumları merakla bekliyorum. Liberalleşmenin özü burada olabilir.

20 Kasım 2009 Cuma

Ana Sayfa Üzerine

Sözcü Gazetesi ana sayfasında kocaman bir kulak fotoğrafı. Oldukça itici görünüyor. Yanında da halkın değişik kesimlerin derdi, sanki onların ağzından dile getiriliyor.

Böyle haberlerin modası artık geçmeli. Halkın ağzıyla değil de halkın üzerine çıkan tepkiler verilmeli ve onlara örnek olunmalı. Böyle yaparak yerimizde sayarız sadece.

19 Kasım 2009 Perşembe

Cadde Hızlı Girdi!


Milliyet Gazetesi'nin Cadde eki, son zamanlarda popüler olmaya başladı. Oldukça ilgi görüyor. Ama seksi fotoğraflar çokluğu dikkatimi çekti. Bugünkü sayısındaki seksi fotoğraflar, dahası da var ... Bir erkek olarak şikayetçi değilim, ama Eva Green'in de son noktaya ulaşılmış gibi geldi bana.

18 Kasım 2009 Çarşamba

Kazanç Listesi

Radikal Gazetesi köşe yazarı Nur Çintay, Milliyet Gazetesi'ndeki "Diziler senaristin de yüzünü güldürüyor" başlıklı haberden bahsetmiş.

... başlıklı habere bakarken hem bunu düşündüm, hem de falanca şu kadar, filanca bu kadar diye bu kadar alanen, apaçık, adlı adınca yazmak insanların yaptıkları iş karşılığı ellerine geçeni, biraz garip değil mi?

Kendinizi düşünün: Gazeteyi açıp adınız ve soyadınızın karşısında bilmem kaç bin TL netliğinde aylık gelirinizi görseniz... Tüm rakiplerinizle birlikte öyle cascavlak sıralandığınızı görseniz... Bazılarından iyi kazandığınız için içiniz ılınsa da yani bunun bakkalı var, mahallesi var, eşi dostu var, bir tuhaf olmaz mı insan?

Bana haklı gibi geldi...

17 Kasım 2009 Salı

Dibe düşmeyen ARMUT!


Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Ahmet Hakan. Bazı evlatların baba izinden, bazılarının da tam tersi istikametten gittiklerinden bahsediyor. Mesela, Albay Dursun Çiçek'in oğlu demokrat çıkmış, kemalist baba Mustafa Özyürek'in kızı Esra Özyürek günümüz kemalistlerini eleştiriyormuş.
Bu yazının amacı sonlarda anlaşılıyor. Kendini övmek. Aynen yazıyorum.

"Muhafazakar aileler'in çocukları, Bize de Ahmet Hakan'a yapılanlar yapılır diye endişe edip...
Hep dibe düşen armut olmayı mı seçiyorlar?

Buraya kadar güzel.

Başıma gelenlere bakıp haksız da sayılmazlar hani diyebilirim.

İşte burada beni de bitirdin, kendini de ... Yani diyor ki: Benim başıma gelenler çok fena, sakın cesaret edip te benim gibi dini gazetelerden, nişantaşı kafelerine yaklaşmayın. Benden bir tane daha istemiyorum. Şöhretim azalır, kazancım düşer. Bu arada çok büyük zorluklar atlattım ben, bunun da takdir edilmesini istiyorum.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Diş Doktoru Kabusu

Güneş Gazetesi eki Venüs'te Mehmet Memiş Hoca (Medyum Memiş)'nın rüya tabiri işi. Rüyanızda gördüğünüz herhangi bir unsur, herhangi bir rüya tabirleri kitabından bakılmak suretiyle cevaplanıyor. Burada Medyum Memiş ekstra çalışmış ve başka bir rüya tabiri kitabından da yararlanmış. Ancan bunu, başka bir rivayet olarak yazması beni oldukça güldürdü.

Rüyasını yorumlatan arkadaşa da şunu söylemek isterim ki: Diş doktoru görmek, başka bir rivayete göre ilk halı saha maçında en az 3-4 gol atacağınız anlamına gelir ki, bir arkadaşınızı maçı izletmeye getirip artistlik yapabilirsiniz.

13 Kasım 2009 Cuma

Cüneyt Özdemir

Star Gazetesi köşe yazarı Kudret Köseoğlu; gıcık olduğu başka yazarları adeta tokat manyağı yaparcasına eleştiriyor. Yıkıyor, geçiyor. Kendisi tanınmamış bir şahsiyet olmasının yanında, köşesinde fotoğrafı da yok.

Cüneyt Özdemir'in TRT kanallarının derin devletin maşası olarak kullanılmasından bahsettiğini yazmış ve başlamış:

"Bu sözlerin sahibi, yıllardır köşe yazarı olmak isteyip olamamış, kifayetsiz muhteris televizyon sunucusu Cüneyt Özdemir. Gözü hırstan körelmiş, kendi bir şey olmayınca başkalarının başarılarına sövmeyi meslek edinmiş bir zavallı...."

Zavallı olarak nitelendirdiği birine nasihat da vermeye kalkıyor:

Beni de bir büyüğün sayarsan, sana nasihat etmek isterim. Evvela, Allah ıslah etsin Cüneyt kardeşim!

Evet, Cüneyt Özdemir'i sayenizde tanıdık ta, peki sen kimsin Kudret Köseoğlu? Neden kendini saklıyorsun?

12 Kasım 2009 Perşembe

Duygsal Kedi

Haber Türk köşe yazarı Pakize Suda. Birçok konuya kısa kısa değindiği yazısından bir bölüm.

"Türk, Kürt, Ermeni, Müslüman, Hıristiyan, Musevi, Alevi, Sünni ...
Kim kimi öldürdü?
Bu sorunun cevabı da önemlidir elbet ama ...
Ben esas hangi ırktan, hangi dinden olursa olsun, insanoğlundaki öldürme, katliam yapabilme potansiyeline şaşıyor ve ondan korkuyorum"

Ay, yazık sana Pakize Suda. Gözyaşı damlası kadar saf, kar tanesi kadar zarif, çiğ damlası kadar berraksın. Biraz tarih kitabı oku bence. O zaman insanoğlu hakkında fikirlerin değişebilir belki.

Gizli Yetenek

Haber Türk Gazetesi Magazin eki yazarı Oben Budak. Köşesinin adı Jöntürk. Eşcinselliği yeni boyutlarına değindiği yazısının son kısmında Demet Akalın'a değinmiş.

"Bir süredir Turkcell'in Demet Akalın'la yaptığı reklama taktım. Yahu Demet'in oyunculuğu ne kadar sahiciymiş öyle değil mi? Sanki canlı çekilmiş, bildiğiniz Demet işte! Bu kızın niye bir sitcom'u yok acaba diye bile düşündüm. Cevap olarak da çok çalışmaktan herhalde diye düşündüm."

Türkçesi zaten zayıf, bir de Demet'e yapılan yalakalık iyice bozmuş yazıyı. Böylesine genç kız friend yalakalığı, köşesinden göz kırpmalar. Off midem bulandı...

11 Kasım 2009 Çarşamba

İslamiyet'te kadının yeri !

Türkiye Gazetesi köşe yazarı Mehmet Oruç, batılıların milletimizdeki imanı, İslamı yok etmek için kadın dizilerini kullanmalarından şikayetçi.

"Kadına, feminizmi aşılayan, aileye, kocasına düşman eden, aileden soğutup uzaklaştıran, huzurun ailede değil,sokakta, iş hayatında olduğunu telkin eden diziler bütün İslam ülkelerinde harıl harıl izlenmektedir."

"Şunu untmamak gerekir; Cenab-ı Hak kadını ve erkeği belli maksatlar için yaratmıştır, belli görevler vermiştir. Bu yaratılış hikmetine karşı gelmenin ahirette olacağı gibi dünyada da mutlaka bir bedeli olur. Bugün batı dünyasındaki kadının, ailenin perişan hali bunun ispatıdır."

Mehmet Bey'e cevabım bir istatistik olacak;

Kadın Dayanışma Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gülen Metin, Türkiye`de her üç kadından birinin aile içi şiddete maruz kaldığını söyledi.Metin, `Sokakların kadınlar için tehlikeli olduğu düşünülse de kadın en çok aile içinde şiddet görüyor. Her dört kadından üçü koca dayağı yiyor.` dedi.

10 Kasım 2009 Salı

Yine O !

Serdar Turgut hakkında yazmaktan bıktım ama kendisi abuk sabuk yazmaktan vazgeçmedi. Tarih 10 KASIM, Atatürk'ün ölüm yıldönümü ve mecliste önemli görüşmelerin olacağı bir gün.
Ben demiyorum ki illaki bu konular hakkında yazılsın. Ama yazdığı konudan alıntılarla yazımı süslüyorum.

"İkinci dehşet senaryomda ise ya bu adamın ikinci bir penisi olsaydı neler olabileceği düşünülüyor. İkisi birbirine dolaştığı takdirde içine girilemeyen Amazon Ormanları'ndaki durum gibi vahim bir şey olurdu herhalde. Birbirine dolaşan sarmaşıklar nasıl geçit vermezse penisin arkasındaki adama da o karışıklığı aşarak ulaşmak katiyen mümkün olmazdı.Bunların dışında sonuç itibarıyla tek bir penis bile erkekleri tamamen aptallaştırdığına göre iki penisli bir adam kelimenin tam anlamıyla gerçek bir moron olmak zorundaydı herhalde.İkinci bir yazı için fikir: Kama-sutra yaparken kazayla kadını da kendisini de öldüren çift penisli adamın acıklı öyküsü.Üçüncü yazı fikri: Viagra alan çift penisli adamın acaba ilk önce hangisi etkilenecek konulu bir yarışma programı düzenlemesi ve doğru bileni bekleyen büyük hediye."

6 Kasım 2009 Cuma

Çarşaf Ve Peçe

Milli Gazete'nin köşe yazarlarından Mehmed Şevket Eygi, yazısının ikinci bölümünde çarşaf ve peçeye olan yakınlığını, insanların bu konuda serbest bırakılması gerektiği, hangi medeni ülkelerde serbest olduğu, Osmanlı da serbest olduğu ve bunun şu anda uygulanması gerektiği içerikli yazısı.

Yazı zaten kendisi komple enterasan, ancak bir paragraf gerçekten ilginç.

"Bir iki hafta önce gazeteler yazdı, ABD'de 800 kız öğrencisi olan bir lisede sağlık taraması yapılmış, kızların 150'si hamile çıkmış! Hamile olmayanlar tedbir almışlarmış! Ben bir müslüman olarak böyle bir medeniyeti kabul edemem. Edersem, İslam'ı inkar etmiş olurum."

Yakında bu tip yazarlardan şöyle bir yazı bekliyorum :

Geçenlerde Etiler de bir lisede sağlık taraması yapılmış. 2000 öğrenciden 500'ü domuz çıkmış. Domuz olmayanlar da tedbir almışlarmış! Medeni dediğiniz Etiler'in hali ortada. Ben böyle bir medeniyeti kabul edemem.

5 Kasım 2009 Perşembe

Anchormanların Kavgası

Güneş Gazetesi'nin imzasız haberi. Habere göre Kanal D anchormani Mehmet Ali Birand, Sağlık Bakanı ile yaptıkları röpörtajın rakiplerince çalındığını öne sürmüş. Birand'a Uğur Dündar yönetimindeki Star Haber'den gelen yanıt :

"Bize hırsız diyecek adamın alnını karışlarız. Hiçbir arkadaşımızın ne hırsızlıktan, ne dolandırıcılıktan sabıkası bulunmuyor. Hırsızlık ve dolandırıcılıktan söz etmeye başlarsak, birileri sokağa çıkamaz."

Haberin veriliş şekli zaten berbat. Ama medyanın saygın bu ikişisi de birbirine laf atıyorsa ben daha ne diyeyim. Ama Güneş Gazetesi de Uğur dündar'ın bu cevabını nerden buldu o da belli değil.

4 Kasım 2009 Çarşamba

Motoru Bozmak Üzerine.

Fotomaç Gazetesi, Adnan Aybaba; Wolfsburg hezimeti yazısında sinirlerine hakim olamamış. Hedefte maçtan önce ishal olduğu için kadrodan çıkarılan Ernst var.

"Aloo.. 112 acil çağrı merkezi mi? -Evet, buyrun beyefendi.. -Acilen 4-5 ambulans rica edebilir miyim? Ama ayrı ayrı olacak.. -Elbette buyrun nereye gönderelim beyefendi? - Ümraniye Nevzat Demir Tesisleri ve İnönü Stadı'na. Ernst kardeş motorları bozmuş, yapacak birşey yok. Onun motoru bozulursa takımın da motoru bozulur. "Disiplinli" dedik, "Kendine iyi bakar" dedik de dedik. Yani böylesine önemli bir maç öncesinde böyle hastalık olur mu? Maalesef olabilir. "

Yazının kendisi zaten durumu anlatıyor. Ernst motoru bozmuş ama Adana Aybaba'nın da rot balansı kaçmış. Gazete editörleri gazetelerde kahve muhabbetine bayılıyor. Bunun için de Adnan Aybaba iş bulmakta sorun çekmiyor.

3 Kasım 2009 Salı

Hatır Gönül Haberleri


Akşam Gazetesi, Arçin Dağ Eysen haberi. Haber hem ana sayfada hem de 2. sayfada yer bulmuş. Ancak fotoğraf aynı ve hem de aynı büyüklükte. Cumhuriyet Balosuna davet edilen Yeşim Salkım Hayrünnisa Gül'e kendi tasarladığı broşu hediye etmiş. Ayrıca her iki sayfada broşun aynı resmi tekrarlanmış. Editör belli ki Yeşim Salkım. Kendisine Nişantaşı'nda takı mağzası açacağını söyleyen Salkım, medyadaki ilişkilerini kullanarak reklamını yapmaya başlamış. Haydi hayırlısı...

Sibel Can Diyeti!

Yine Akşam Gazetesi, Ömer Karahan haberi. Bitmeyen Sibel Can diyeti. Arada sırada magazin ekranlarında gördüğüm Sibel Can'ın artık diyetlik bir durumu kalmamış. Standart balık etinden hallice tipik bir Türk kadını formatına oturtmuş kendini. Artık Sibel Can'ın mucize formundan falan bahsedilmesin derim.

2 Kasım 2009 Pazartesi

İslamiyet 2 Gol Birden Attı

Vakit Gazetesi, sür manşetten verdiği haberde Alman vatandaşı Jana Horeman'ın ateistlikten İslamiyet'e geçiş öyküsü anlatılıyor. Üstelik, önce İncil'i okumuş ve çelişkiler nedeniyle İslamiyet'te karar kılmış. Yani hem ateizm hem de hıristiyanlığa gol atılmış oldu. Haber öyle bir şaşalı verilmiş ki, önce kadının Alman profesör falan olduğunu sandım. Ama haberin tamamını okuyunca, üvey babasıyla büyümüş, bir türk ile evlenip Türkiye'ye yerleşmiş boşlukta bir ev kadını olduğu anlaşılıyor.

Evet, yabancıların Türkiye ve İslamiyet hakkında söyledikleri güzel ve övgü dolu sözler hep çok hoşumuza gider. Ama bu kadarı da fazla geldi artık bana...

28 Ekim 2009 Çarşamba

Yazın, Çizin, Ekonomiye Can Verin



Bir Gün Gazetesi, 2. sayfasında anarşist bir blogdan alıntı yapmış. Son zamanlarda, medyatik ekonomistlerin rol aldığı "Alın Verin Ekonomiye Can Verin" sloganlı reklama gönderme yapmış.

Gazete oldukça ciddi ve entellektüel bir gazete. Elbetteki mizah öğeleri olacak ama lise ayarında espiriler olmasın derim. Gerçi büyük tirajlı gazetelerin yaptığı iğrençliklerden sonra bu bile güzel aslında.

27 Ekim 2009 Salı

Ön, Arka Farketmez!

Sözcü Gazetesi, güçlü bir muhalefet, ancak ana sayfayı hazırlayanlarla spor sayfasını hazırlayanlar arasında pek bir bağlantı yok sanırım.

Ana sayfada Alex'e arkadalarının padişah kavuğu taktığı yazılmış, ancak spor sayfasına gelince kavuğu takanın Roland Koch olduğu anlaşılıyor.

Evet çok önemli bir hata değil gibi görünüyor ama yardımcı antrenörün kavuk takması aslında önemli bir haberdir.

23 Ekim 2009 Cuma

Hayal Dünyası

Sabah Gazetesi köşe yazarı Emre Aköz. Forum İstanbul'un açılışı için yapılan projeksiyonlu gösteride kullanılan eserlerin etliye sütlüye dokunmayanlarından seçilmiş olmasından rahatsız. Efendim, yurt dışındakilerde halkı eğitmek amaçlı örnekler mevcutmuş. (Çok araştırmış) Devlet binası cephelerine işkence görmüş insan yansıtılması gibi ...

Ticari bir eğlence kuruluşunun tanıtımı için nasıl didaktik eserler kullanılabilir bilmem ama Emre Aköz'ün bir fikri var :

"Aydın Doğan'ı, ağzında puro, elinde tamburalı mitralyözle Hürriyet binasına yansıt. Polis kılığındaki Tayyip Erdoğan'a ateş etsin. Tabi taka taka taka taka sesleri eşliğinde..."

Devlet korumasındaki medya yayın organlarında çalışanların hayal dünyası beni gerçekten sevindirmeye başlıyor. Özgürleşitkçe! yaratıcılık artıyor.

Karikatür Sanatı


Sabah Gazetesi; Salih Memecan'ın formsuzluğu çok uzun yıllardır sürüyor. 34 PKK lının teslim oluş şekline muhalefetin yaptığı eleştirileri alaya almış. Üstte "Birileri telaşta" diyor. Peki, sen kimsin?

Kimsenin bu dünyada "imdat barış" demeyeceğine eminim. Hedef şaşırtırken ideolojileri karıştırmak çok sık rastlanan bir durum. Özellikle Salih Memecan'da

21 Ekim 2009 Çarşamba

Çaresiz Ev Kadını

Hürriyet Gazetesi yazarı Ayşe Arman, HELLO dergisine soyunduktan sonra yazılarına devam ediyor. Ama birileri Ayşe Arman'a sen istediğini yaz yolla biz yayınlarız demiş. O da salmış. Köşesini günlük modunda kullanmayı anlarım ama bu şekil kafayı yemiş ev kadınlığı kafasıyla köşe yazısı yazmak ta artık okuyucu ile dalga geçmek gibi geliyor.

Evet, mutlaka takip eden vardır, okunuyordur. Ama inanın, Hürriyet Gazetesi bunları yayınlıyorsa bir değeri vardır diyerek okunduğuna eminim.

Yazıdan bir kuple :

"Umarım hâlâ şaşırtabiliyoruzdur birbirimizi.
48’ine de böyle girsin.
Camları otele taşıdığımı görünce, “Artık çüş, tamamen delirmişsin!” diyecek, biliyorum ama ben her yeri eve çevirmeyi seviyorum.
Şu hayatı ne kadar romantikleştirebilirsek, birlikte ne kadar gülebilirsek ve mutluluk paylaşabilirsek...
O kadar iyi.
Lütfen beni tutmayın, hazırlıklara dönmek zorundayım!"

20 Ekim 2009 Salı

Gündem Farkı

Tüm gazeteler; teroristlerin dünkü teslim oluşlarını manşete taşırken, bir gazetenin gündemi farklıydı. Hükümete yakınlığı artık sevgi boyutlarını aşmış Vakit Gazetesi için Aydın Doğan'ın yaptıkları ve bitmeyen DANIŞTAY davası çok daha önemli. Teroristlere ise lütfen değinmişler.

Dikkatimi çeken en önemli konu ise, ilk sayfanın sol alt köşesindeki "Otomatik Av Tüfeği" reklamı. Adrese teslim ve peşin fiyatına taksitle ...



19 Ekim 2009 Pazartesi

Gazete Dediğin Böyle Olur.

İlk sayfalar, gazetenin tarzına göre, memleket meselelerinin duyurulduğu sayfalardır. En azından manşetler böyle olmalıdır. Ancak Posta Gazetesi'nde memleket meselesi, sayfanın onda birinden az. Türkiye'nin en çok okunan gazetelerinden olan Posta'yı tebrik ediyor, halkımıza bu gazeteye değer verip okuduğu için kutluyorum.

Sorunlardan kaçmaya devam edin ...

16 Ekim 2009 Cuma

Turkey, Türkiye, Hindi



Yılmaz Özdil'in Türkiye de hayvanlar üzerine uygulanan şiddet örnekleriyle dolu yazısı ...
aklınca kinaye yapıyor, Kuş gribi, kene, domuz gribi, Türkiye de öç alıyor demeye getiriyor. Neden? Çünkü ülkemizde hayvanlara eziyet ediliyor. Hangi ülke?
ADI HİNDİ OLAN ÜLKE!
Yılmaz Özdil'in terbiyesizliğini mazur göremem. Sırf espiri olsun diye Avrupa ülkelerinin gazetelerinde alay etmek için kullandıkları ve bizim her zaman eleştirdiğimiz -hindi - meselesini, bir Türk gazetecinin kullanmasını anlayamıyorum.

15 Ekim 2009 Perşembe

Atatürk, Adnan Oktar, TSK

Aşağıdaki ilanların hepsi aynı gazetede ve aynı günde yayınlandı. Atatürk'le Yaşanmış Bilinmeyen Anılar, Adnan Oktar İle Ahir Zaman Sohbetleri, Mehmetçik Vakfı Bağış İlanı.




14 Ekim 2009 Çarşamba

Yılbaşı İkramiyesi

Sözcü gazetesinin imzasız yarım sayfa haberi. Zaten incecik gazete, yılbaşına da 2,5 ay var. Bir de yılbaşı ikramiyelerin vazgeçilmezi. Büyük ikramiye ile neler alabilirsiniz. Altını, daireyi, tekneyi, hatta Hummer'ı da anladım da, 60 tane tır örneği neden verilmiş.

Hemen aklıma alternatif örnekler geldi. 2 adet Guiza, 3 adet Mehmet Topuz, 5 benzin istasyonu, 30.000.000 tane çikolata, 15.000.000 tane litrelik kola, ayrıca vizitesi 100 dolardan ömür boyu yetecek hayat kadını imkanı...

Örnekler tabiki çoğaltılır, ama bu klişeler artık bitsin... Üstelik böyle farklı olduğunu iddia eden gazetelerde...