28 Ekim 2009 Çarşamba

Yazın, Çizin, Ekonomiye Can Verin



Bir Gün Gazetesi, 2. sayfasında anarşist bir blogdan alıntı yapmış. Son zamanlarda, medyatik ekonomistlerin rol aldığı "Alın Verin Ekonomiye Can Verin" sloganlı reklama gönderme yapmış.

Gazete oldukça ciddi ve entellektüel bir gazete. Elbetteki mizah öğeleri olacak ama lise ayarında espiriler olmasın derim. Gerçi büyük tirajlı gazetelerin yaptığı iğrençliklerden sonra bu bile güzel aslında.

27 Ekim 2009 Salı

Ön, Arka Farketmez!

Sözcü Gazetesi, güçlü bir muhalefet, ancak ana sayfayı hazırlayanlarla spor sayfasını hazırlayanlar arasında pek bir bağlantı yok sanırım.

Ana sayfada Alex'e arkadalarının padişah kavuğu taktığı yazılmış, ancak spor sayfasına gelince kavuğu takanın Roland Koch olduğu anlaşılıyor.

Evet çok önemli bir hata değil gibi görünüyor ama yardımcı antrenörün kavuk takması aslında önemli bir haberdir.

23 Ekim 2009 Cuma

Hayal Dünyası

Sabah Gazetesi köşe yazarı Emre Aköz. Forum İstanbul'un açılışı için yapılan projeksiyonlu gösteride kullanılan eserlerin etliye sütlüye dokunmayanlarından seçilmiş olmasından rahatsız. Efendim, yurt dışındakilerde halkı eğitmek amaçlı örnekler mevcutmuş. (Çok araştırmış) Devlet binası cephelerine işkence görmüş insan yansıtılması gibi ...

Ticari bir eğlence kuruluşunun tanıtımı için nasıl didaktik eserler kullanılabilir bilmem ama Emre Aköz'ün bir fikri var :

"Aydın Doğan'ı, ağzında puro, elinde tamburalı mitralyözle Hürriyet binasına yansıt. Polis kılığındaki Tayyip Erdoğan'a ateş etsin. Tabi taka taka taka taka sesleri eşliğinde..."

Devlet korumasındaki medya yayın organlarında çalışanların hayal dünyası beni gerçekten sevindirmeye başlıyor. Özgürleşitkçe! yaratıcılık artıyor.

Karikatür Sanatı


Sabah Gazetesi; Salih Memecan'ın formsuzluğu çok uzun yıllardır sürüyor. 34 PKK lının teslim oluş şekline muhalefetin yaptığı eleştirileri alaya almış. Üstte "Birileri telaşta" diyor. Peki, sen kimsin?

Kimsenin bu dünyada "imdat barış" demeyeceğine eminim. Hedef şaşırtırken ideolojileri karıştırmak çok sık rastlanan bir durum. Özellikle Salih Memecan'da

21 Ekim 2009 Çarşamba

Çaresiz Ev Kadını

Hürriyet Gazetesi yazarı Ayşe Arman, HELLO dergisine soyunduktan sonra yazılarına devam ediyor. Ama birileri Ayşe Arman'a sen istediğini yaz yolla biz yayınlarız demiş. O da salmış. Köşesini günlük modunda kullanmayı anlarım ama bu şekil kafayı yemiş ev kadınlığı kafasıyla köşe yazısı yazmak ta artık okuyucu ile dalga geçmek gibi geliyor.

Evet, mutlaka takip eden vardır, okunuyordur. Ama inanın, Hürriyet Gazetesi bunları yayınlıyorsa bir değeri vardır diyerek okunduğuna eminim.

Yazıdan bir kuple :

"Umarım hâlâ şaşırtabiliyoruzdur birbirimizi.
48’ine de böyle girsin.
Camları otele taşıdığımı görünce, “Artık çüş, tamamen delirmişsin!” diyecek, biliyorum ama ben her yeri eve çevirmeyi seviyorum.
Şu hayatı ne kadar romantikleştirebilirsek, birlikte ne kadar gülebilirsek ve mutluluk paylaşabilirsek...
O kadar iyi.
Lütfen beni tutmayın, hazırlıklara dönmek zorundayım!"

20 Ekim 2009 Salı

Gündem Farkı

Tüm gazeteler; teroristlerin dünkü teslim oluşlarını manşete taşırken, bir gazetenin gündemi farklıydı. Hükümete yakınlığı artık sevgi boyutlarını aşmış Vakit Gazetesi için Aydın Doğan'ın yaptıkları ve bitmeyen DANIŞTAY davası çok daha önemli. Teroristlere ise lütfen değinmişler.

Dikkatimi çeken en önemli konu ise, ilk sayfanın sol alt köşesindeki "Otomatik Av Tüfeği" reklamı. Adrese teslim ve peşin fiyatına taksitle ...



19 Ekim 2009 Pazartesi

Gazete Dediğin Böyle Olur.

İlk sayfalar, gazetenin tarzına göre, memleket meselelerinin duyurulduğu sayfalardır. En azından manşetler böyle olmalıdır. Ancak Posta Gazetesi'nde memleket meselesi, sayfanın onda birinden az. Türkiye'nin en çok okunan gazetelerinden olan Posta'yı tebrik ediyor, halkımıza bu gazeteye değer verip okuduğu için kutluyorum.

Sorunlardan kaçmaya devam edin ...

16 Ekim 2009 Cuma

Turkey, Türkiye, Hindi



Yılmaz Özdil'in Türkiye de hayvanlar üzerine uygulanan şiddet örnekleriyle dolu yazısı ...
aklınca kinaye yapıyor, Kuş gribi, kene, domuz gribi, Türkiye de öç alıyor demeye getiriyor. Neden? Çünkü ülkemizde hayvanlara eziyet ediliyor. Hangi ülke?
ADI HİNDİ OLAN ÜLKE!
Yılmaz Özdil'in terbiyesizliğini mazur göremem. Sırf espiri olsun diye Avrupa ülkelerinin gazetelerinde alay etmek için kullandıkları ve bizim her zaman eleştirdiğimiz -hindi - meselesini, bir Türk gazetecinin kullanmasını anlayamıyorum.

15 Ekim 2009 Perşembe

Atatürk, Adnan Oktar, TSK

Aşağıdaki ilanların hepsi aynı gazetede ve aynı günde yayınlandı. Atatürk'le Yaşanmış Bilinmeyen Anılar, Adnan Oktar İle Ahir Zaman Sohbetleri, Mehmetçik Vakfı Bağış İlanı.




14 Ekim 2009 Çarşamba

Yılbaşı İkramiyesi

Sözcü gazetesinin imzasız yarım sayfa haberi. Zaten incecik gazete, yılbaşına da 2,5 ay var. Bir de yılbaşı ikramiyelerin vazgeçilmezi. Büyük ikramiye ile neler alabilirsiniz. Altını, daireyi, tekneyi, hatta Hummer'ı da anladım da, 60 tane tır örneği neden verilmiş.

Hemen aklıma alternatif örnekler geldi. 2 adet Guiza, 3 adet Mehmet Topuz, 5 benzin istasyonu, 30.000.000 tane çikolata, 15.000.000 tane litrelik kola, ayrıca vizitesi 100 dolardan ömür boyu yetecek hayat kadını imkanı...

Örnekler tabiki çoğaltılır, ama bu klişeler artık bitsin... Üstelik böyle farklı olduğunu iddia eden gazetelerde...

13 Ekim 2009 Salı

2012 de Kıyamet Kopmayacak!

2012 de dünyaya bir şeyler çarpacağı ve dünyanın sonunun geleceği, veya büyük değişimler olacağı, mutasyonlar falan... söylenir, okunur ve konuşulur. Bu muhabbetin 2012 ye kadar devam edeceği kesin. Az kaldı. Ancak Milliyet'in Dış Haberlerden aldığı bu başlık dikkatimi çekti.

Efsanevi Maya takvimine göre, takvimin 2012 de bitmesinin sebebi, tamamen kutsal bir günün işaretlenmesi olarak açıklandı. Açıklandı ancak, bu açıklama neden yıllardır yapılmıyor benim buna kafam çalışmadı. Türkiye'de de bu kadar gündem olmuş konu hakkında Maya lideri bu sorulardan sıkıldığını açıklıyor. Ama biz daha yeni duyuyoruz.

Haber

12 Ekim 2009 Pazartesi

Transfer Sezonu Açıldı

Fotospor gazetesi, en ketum Cimbom'luyu bile heyecanlandıracak bir sayfa yapmış. Servet'i Fransa'ya göndermiş, Santos müjdesi, Lincoln'e kapı kapalı, Coloccini İstanbul'a gelmek istiyor. Enoh tamam, Ediz Florya için geri sayımda, Arda ve Rijkaard Milan'da, Annan haber bekliyor....

Bir gün içinde bu kadar söylenti fena değil. Fenerbahçe için Zigiç ve Krasiç tamam. Zigiç zaten her trasfer döneminde Fener'e geliyor ama sonradan başka bir takıma gidiyor. Bakalım bu sefer nerede göreceğiz.

Transfer sezonuna bu kadar süre varken çıkan haberler, sanırım milli maçlar nedeniyle lige verilen ara nedeniyle arttı. Haftasonuna kadar Ronaldinho bombası bekliyorum.

9 Ekim 2009 Cuma

Go Home !

Milliyet Gazetesi'nden Bilgin Gökberk. Geçenlerde "Go Home Rijkaard!" başlıklı yazı yazan gazete yazarını eleştiriyor. Bu ifadeyi faşist ve ırkçı buluyor. Yazının son paragrafı :

Keşke o, "go home" diyen, artık "go home" olsa...
Keşke o hep burada kalsa...
Frank'ın "home'u hep burası olsa...
Keşke!

Bilgin Gökberk'ten eleştirdiği gazetecinin adını beklerdim. Gazetecilik etiğinde durumlar nasıldır bilmiyorum ama belki de Gökberk'in hedefi yazar değil de düşüncedir. Bunu söyleyen kim olursa olsun, asıl o gitsin...

Hıncal Uluç'un yazısı
Bilgin Gökberk'in Yazısı

8 Ekim 2009 Perşembe

İnsanlık Dersi Bitsin!

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Mehmet Şeker, "İnsanlık Ölüm Döşeğinde" başlıklı yazısında insanlık değerlerinin nasıl köreldiğini anlatıyor. Ancak, bunu evinin penceresinden sokağı seyreden yaşlı bir nine edasıyla yapıyor.

"Ramazan biteli çok oldu ama yolda belde ahali niye bu kadar gergin anlamıyorum.
Oruçlu günler geride kaldığına göre, şu günlerde devam eden gerginliğe nasıl anlam vereceğiz?
İftara yetişme telaşı içindeymiş gibi, İki saniye beklese kıyamet kopacakmış gibi.
Kazaya kalan oruçları mı tutmaktasınız hep birlikte?"

Ramazan ayının bitmesi yazarı şoka sokmuş sanırım. Daha atlatamadı. Yazının tamamı karşıdan karşıya geçmeye çalışan aciz, yaşlı, hasta insanlara çalınan kornalarla ilgili. Dedim ya, pencereden bakıp çık çıklama ve yazısında insanlık dersi verme nineliği.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Gökmen Özdenak, Alex'i Niye Beğenmiyor?

Bugün Gazetesi'nden Gökmen Özdenak. Takım elbisesiyle tam boy gazeteye resmi konmuş. Tek el cepte, Alex iyiyse neden milli takıma alınmıyor sorusu soruyor.

Federasyon kupasında Brezilya formasıyla Rüştü'ye attığı golü sanırım hatırlamıyor. Neyse, Brezilya milli takımına giremeyen futbolcuları burada saymaya da gerek yok.

Sormak istediğim soru; Gökmen Özdenak : Neden NTV de veya Lig TV de veya Milliyet'te göremiyoruz seni? Gündem yaratmayı Serhat Ulueren'den öğrendi. Sanırım bağımlısı olmuş.

Kadına Bakış Açısı

Bugün gazetesi, IMF toplantılarıyla ilgili geniş haber yapmış. Ancak işin sulu kısmına da deyinmeden edememiş.

Toplantılarda, bir kadın delegenin, gazetedeki moda sayfasını okuması dikkatleri çekmiş, ilginç anlar yaşanmış...

Bu haber başlığı da, Kadın her yerde kadın!

Kadınlara bakış açımız bu şekilde olduğu sürece, ilerlememiz daha zor gözüküyor.

6 Ekim 2009 Salı

Anlamlı Manşet


Radikal Gazetesi, manşet atarken akıllı davranmış. Utandıran rapor başlıklı yazıda, "İnsani Gelişmişlik Endeksi'nde, Türkiye kadınlara fırsat eşitliği sıralamasında 109 ülke arasında 101. sırada gösterildi." alt başlığı atılmış.

Hemen başlığın altında, adeta haberin içinde; "PASOK kadınlarla geldi." kırmızı başlıklı haberde, "Yunanistan'da ezici seçim zaferi kazanan sosyalist PASOK lideri Yorgo Papendreu kabinesinin yaklaşık yarısını kadınlardan kuracak."

İki komşu ülkenin karşılaştırılması açısından doğru bir sayfa kullanımı.

Konuya Gel Cengiz Abi!

Radikal'den Cengiz Çandar. Marek Edelman ismindeki gazeteciden bahsedecek. Ama konuya girmesi o kadar zaman alıyor ki.

Asıl konu George Soros'un Marek Edelman'ı tanımıyor olması. Dünyanın en büyük spekülatörünün Edelman'ı tanımıyor olmasıyla ilgili şaşkınlığını defalarca ve defalarca yazmış. İşin ilginci, muhabbet ettikleri yemekte de birçok kişinin tanımadığını kendisi söylüyor. Muhtemelen yazıyı okuyanların çoğu da tanımıyor.

Yazının çok uzun ilk yarısında biraz Edelman'dan bahsedilseydi sanırım yazı daha okunabilir olacaktı diye düşünüyorum.

Mark Edelman'ı tanımak için yazının ikinci yarısını buradan okuyabilirsiniz.

5 Ekim 2009 Pazartesi

MKYK Nedir?

Haber Türk Gazetesi'ndeki yarım sayfa haberde, Ak Parti'nin MKYK'daki yeni kadın üyeleri uzun uzun tanıtılıyor. Daha önce yaptıkları hizmetler, çalıştıkları kurumlar anlatılıyor. Mesela Ayşe Türkmenoğlu'nun Çocuk Yetiştirme Yurdu ve Erkek Yetiştirme Yurdu derneklerinde çalıştığı gibi uzun isimli dernekler açık haliyle yazılmış.

Ancak yazıda tanıtılan 5 kadının yeni girdikleri MKYK'nın ne olduğu yazılmamış. MKYK olarak kalmış. Herkez bilemez. Üstelik bu kısaltma kurumun tam adını bile kapsamıyor.

Herhalde haberi hazırlayan Hasan Öymez ve editör, MKYK'yı bilmeyen gazete okumasın mantığında düşünüyorlar.

Not: MKYK : Siyasi Partilerin Merkez Karar Yönetim Kurulu

Ankaragücü Kavga Sever

Ankaragücü taraftarı oldukça fanatik. Birçok takım gibi onlar da kavga etmeyi seviyorlar, onların da farklı taraftar grupları var. Bunlardan bir de GECEKONDU. Rijkaard başının üzerinden görünen de onların pankartı. Hatta kendi logoları, baskılı eşortmanları bile var. Oldukça kurumsallar.

Gecekondu yaşamını tabiki küçümsemiyorum, ama kendine bunu isim olarak seçmek, bununla gurur duymak ayrı. Sonuç; 36 gözaltı, birçok yaralanan taraftar, ağlayan çocuk taraftarlar...

Haber Türk Foto Muhabiri, Rijkaard'ın üzerindeki Gecekondu baskısını iyi yakalamış.

2 Ekim 2009 Cuma

Cem, Pırlanta Gibi


Güneş Gazetesi, Cem Garipoğlu'nun traşına takılmış. Kemik yaşı tespitine gelirken çocuksu görünmek için sakalını kestiğini yazmış. Sübyan koğuşunda zaten sakal yasak değil mi? Ayrıca çocuksu görünmek istese sakalsız teslim olmaz mıydı?

Parlaklık konusu ayrıca dikkatimi çekti. "Parlak Cem" lakabı bana daha çok bir aşağılama ve hapiste hedef gösterme olarak göründü.

Kafamı karıştıran durum ise; Münevver'in 17 yaşındaki katili diye başlayan haberde, kemik yaşı küçük çıksa bile hastane kayıtları esas alınacaktır, o yüzden ceza indiriminden yararlanması çok zor deniyor. Durum tam tersi değil miydi? Aklım karıştı doğrusu...

1 Ekim 2009 Perşembe

Osmanlı Özlemi

Sabah Gazetesi köşe yazarı Emre Aköz, neden Ertuğrul Osmanoğlu'nun cenazesinin kalabalık olduğunu tespit etmiş :
"Dine bakışıyla, kapsayıcılığıyla ve kültürel zenginliğiyle Osmanlı birçok kişi için model olarak kaldı."
"dış politikaya komşularımızla sıfır sorun ilkesiyle bakıldığı bir dönemde, Osmanlı ister istemez özleniyor"

Verdiği örnekle beni de bitirdi, her şeyi bitirdi.
"Örneğin, damardan bir Kemalist, Avrupa Birliği'ne girmek istemez, Suriye vizesini de kaldırmaz. Osmanlıcı yaklaşım ise Suriye vizesini kaldırır ama AB'ye girmek istemez. Bu parametreler içinde AKP nerede duruyor, varın onu da siz düşünün!"

Sayın Emre Aköz, verdiğin parametreler adeta zihnimi açtı. Kemalizm, AKP, Osmanlı'nın 600 yıllık tarihi bir anda önümde açıldı hepsini anladım bitirdim. Sağolasın...

Bitmedi.....
Yazısının ikinci kısmında boğazdaki 3. köprüyle oluşan rant meselesine değinmiş. Son cümlede demek istediğini anlatıyor.
"Özetle: Rant itirazı yerden göğe kadar haklıdır ama geçersizdir"
Böyle bir gazetecilik olur mu? Rant'tan en çok kazananlar mevcut hükümetlerdir ve mevcut hükümet bile Rant Vergisi çıkartmaya hazırlanırken bu kraldan çok kralcılık nedir, nedendir.
Bir şey yanlışsa, bu konuda yapılacak birşey olmadığını gazeteci değil, kahvedeki adam veya bu konuda kendisi rant sahibi olan kişi, böyle bir cümle kullanır.