30 Eylül 2009 Çarşamba

Başbakanı Seven Çocuk

Takvim Gazetesi köşe yazarı Hakkı Yalçın... Yazıyı, pardon şiiri okuyunca dalga mı geçiyor yoksa ciddi mi önce anlayamadım. Sanırım dalga geçiyor ...
Her aklına geleni dizelere döken halkımdan, bir örnek.

...
Başbakan gülünce...
Adalet eşitlenir.
Dostluk bildirisi okunur gözlerden
Bütün yollar barışa çıkar.
Ne Türk, Ne Kürt ayrımı.
Birbirinin ağzının içine düşer dostluk.
Kardeşliğin yüzü güler.
...
Geleceğe atılan mektuplar, adresine ulaşır.
El çekilir dünya malından.
Ne ekonomi, ne dolar, ne borsa.
İşçilerin yüzü güler.
Başbakan gülünce.
Ülkenin yüzü güler.
İçi kan ağlar düşmanlığın.
Bu şiir, bana Penguen dergisindeki "Başbakanı Seven Çocuk" bölümünü hatırlattı

29 Eylül 2009 Salı

Sayı Peşine Düşmeyin...

Dr. Haydar Dümen, Posta Gazetesi'nde cinsellikle ilgili soruları yanıtlıyor. Sorular elbetteki komik, ancak cevaplar da bir o kadar boş. Penis küçüklüğü, hamile kalma sorunsalı gibi klasik soruların yanında; "erkek arkadaşımın penisine çorap sardık yetmedi, genelevdeki kadın penisimi kesti, günde 15-20 kez seks yapmak, 1 saatte 6 kez boşalmak mümkün mü" gibi fantastik sorulara da yer verilmiş.

Cevapları sanırım Dr. Haydar Dümen'in bir asistanı yazıyor. Kendi yazıyorsa daha fena, çünkü cevapların hiç biri doktor ağzıyla yazılmamış. Askerde okunan Bulvar Gazetesi'nden pek faklı değil. Sanırım Posta Gazetesi'nin amacı da buydu.

Durumu anlatan en iyi soru : " Hapşırınca cinsel organım şişiyor..."
Cevabın son cümlesi : "Şişen yerler iner, rengi de eski haline döner."

Şairane ...

Not: Kucaktaki köpeğe dikkat.

Soru ve cevapları merak ediyorsanız bir kısmı burada

28 Eylül 2009 Pazartesi

Taksi Şöförleri Üzerine

Taraf gazetesi köşe yazarı, Markar Esayan. Belli ki, gün içinde yaşadığı anılardan, köşesinde yorum olarak kullanabileceği nüanslar yakalamaya özenmiş ve batırmış.

Yazıyı özetlemek zor. Ama tamamını okursanız, anıların uydurma olduğunu hemen anlarsınız. İlk anıda; Saniyede binlerce kilovat elektrik harcayan, dev gırtlağından yüzlerce kişiyi yutan ve aynı anda beriden kusan bir canavar olarak tasvir ettiği alışveriş merkezine giderken arabasına bindiği 140 kiloluk taksiciden bahsediyor.

Taksici, sigara içmek için izin istemiş, bizimki olur demiş, karısı arkada, ama sağlığa zararlı, ayrıca yasak demiş, bizimkisi taksici yumruk atıcak diye yüzünü gizlemiş ...

Taksicinin hayatı kötü gitmiş. En son inerken, az önce yumruk yemekten korktuğu taksiciye önerisi :

"Dostum, yokuş aşağı gidiyorsun. Gecikmeden psikiyatrik destek al, bir diyetisyene git."

Yazının ciciliği ise, yokuş aşağı lafını Deniz Baykal' a bağlaması. Çok etkilendim. Diyetisyene gitmiş bir taksici hayal ettim.

İkinci anıya pek girmeyeceğim, çünkü o tamamen uydurma. Kendi düşüncelerini taksicinin ağzına yapıştıran, cesaretsiz bir yazar. Bir de yazının sonunda "çok değerli iki anı" demez mi? Off....

Eğer hala yazının tamamını okumak isterseniz : http://taraf.com.tr/makale/7653.htm

25 Eylül 2009 Cuma

Şablon Haber 1


Fotospor'dan bir şablon haber. Mustafa Yaşar imzalı haberde, Aziz Yıldırım'ın Arda ile flörtünün Fenerbahçe üzerinde yaptığı etki araştırılmış. Ama nasıl araştırılmış? Taraftar siteleri ve bloglardaki yorumlardan; Arda'nın camiayı rahatsız ettiği dile getiriliyor. Fenerbahçeliler, böyle bir transfer girişiminin anlamsız olduğu takımın buna ihtiyacı olmadığı savunuluyor. Onun yerine Alex, Emre Belezoğlu, Özer Hurmacı ve Mehmet Topuz var diyorlarmış.

Tam yarım sayfa ve %75'i resimden oluşan bu haber, sanki ısmarlama gibi olmuş. Dikkatimi çeken de, Arda konusunda tepki olduğu, kısacık yazıda başka başka cümlelerle 6 (altı) kez tekrarlanıyor.

Şablon Haber 2

Fotospor'dan bir şablon haber daha. Haberin can alıcı noktası, gazetenin kendini övmek için, haber yapıyormuş gibi göstermesi. Güya, bir önceki gün verdikleri YILDIRIM DEMİRKAZIK haberiyle camiayı ayağa kaldırmışlar, yönetici ve taraftarlar, harcanan paraların hesabı sorulsun demişler.

Peki, kim bu taraftar ve yöneticiler? Hepsine mi sordunuz? Hepsi mi aynı cevabı verdi?

Bir insanın soyadına KAZIK kelimesi eklemek için oldukça sinirlenmiş olmak gerekir. Bu sinirli habercimizi araştıracağım. Tabi haberin altında imza varsa ...

24 Eylül 2009 Perşembe

28 Şubat ve Eğitim


Vakit gazetesinin manşetten verdiği yorum (kesinlikle haber değil), bir serzeniş niteliğinde. Sayfa çok iyi kullanılmış.

Vakit Gazetesi 8 yıllık eğitime karşı, ve sebep olarak ta Kur'an eğitiminin baltalanmasını gösteriyor. Milletimiz de bu duruma çok kızmış ve kanunu çıkaran Mesut Yılmaz'ı ilk seçimlerde zaten postalamış... Burası zaten kahve muhabbeti.

Asıl sayfanın güzelliği, yorumun solundaki Mesut Yılmaz fotoğrafında ve önündeki SANIK yazısında. Fotoğrafın altındaki yazıyı aynen yayınlıyorum:


YILMAZ'ı bitiren yasa - Dönemin ANAP Genel Başkanı ve Başbakanı olan Mesut Yılmaz "Siyasi hayatıma da malolsa, kesintisiz eğitim yasasını çıkartacağım" demişti... Çıkartmıştı da... İmam Hatiplerin köküne kibrit suyu döken, katsayı zulmüne zemin hazırlayan o çağdışı yasa, bugün 12 yaşında... Ama, bugün ne ANAP var, ne de Mesut Yılmaz'ın esamesi okunuyor!... Mesut Yılmaz, milletin gözünde, hala "sanık" koltuğunda oturuyor!

Müslüman Nüfusu Hızla Artıyor

Yine Vakit Gazetesi, M.Nedim Aslan'ın haberi. İlk cümle, Dünya nüfusunun üçte birine yakınını oluşturan Müslümanlar Ramazan Bayramı'nı büyük bir çoşku ve heyecanla kutluyorlar.

Birincisi, Ramazan Bayram'ı bitmesine rağmen neden heyecanla kutlanıyor. Neyse bu bir coşkudur geçtim. İkincisi, "dünya nüfusunun üçte birine yakın" lafı kafamı karıştırırken cevabı yan sütunda buldum.

Rapora göre, 6,5 milyara yaklaşan dünya nüfusunun 1,5 milyardan fazlasını Müslümanlar oluşturuyor.

Artık oranları siz hesaplayın, çarpın, bölün, ekonomiye can verin.

Not: Haberin sol üst köşesinde "Müslüman Nüfus Hızla Artıyor" patlama yazısı var. Bu hızı, yazı içindeki oranların artışından da takip edebilirsiniz.


23 Eylül 2009 Çarşamba

Gay Bar Denklemi

İmzasız haberlerle dolu Günaydın'da, üç cümlelik çarpıcı haberde Yüksel Yavuz'un imzası var. En üstteki, "Sabaha Kadar Eğlendi " resim üstü yazısında bir kızgınlık seziyorum. Sabaha kadar eğlenip beni klüp kapılarında bekletirsin ha? Al sana : Meltem GAY Barda! Hem de iki tane birden.

Basın Özgürlüğü


Sabah gazetesi yazarı Mehmet Barlas, bayram sonrasına hızlı girenlerden. Basın özgürlüğünden dem vuruyor. "Dünün ilericileri, bugünün gericileri olmadı mı?" diyor. Acaba kimden bahsediyor?
Hemen altında, "Artık kimse - Dediğim dedik, çaldığım düdük - diyemiyor." lafını yapıştırıyor. Gazeticilere, karikatüristlere açılan davalardan haberi var aslında ama, onun özgürlüğü kimin için istediğini sonradan anlıyoruz.
Özgürlük herkeze lazım başlığının altında;
"Basın özgürlüğünün Hürriyet kadar Taraf'a da, Yeni Şafak'a da, Star'a da, Zaman'a da gerekli olduğunu mutlaka bir gün anlayacaklar." Kim anlayacak? Kime sesleniyor? Ne özgürlüğü?

22 Eylül 2009 Salı

Sütlü Çikolata Renkli Kız


Yazı, Serdar Turgut'un Amerika gezisi hakkında. Yazının son cümlesi beni özellikle çok etkiledi. (gördüğüm en uzun köşe yazılarından biri) "Sonra olanları da yarın anlatacağım." Yani bu yazıyı insanların merak edeceğini düşünüyor. Serdar Bey'in bu yazıyı hangi kafayla yazdığını düşünürken yandaki Adriana Lima fotoğrafı gözüme çarptı. Belki de köşesinin yanında bu resmin çıkacağını biliyordu ve ona uygun yazdı.

Neyse, bu önemli yazıdan sizin için seçtiğim çok mühim konulardan bazıları;
Serdar Turgut'un New York'a iner inmez, iki telefonunu da kaybetmesi.
Jennifer isimli, vücudunda çeşitli enteresan yuvarlaklar bulunan bir telefon satıcısı bayanı ayartması.
Sevişme, konuşmaktan ibaret olsaymış 21'nci yüzyılın Valentino'su seçilirmiş.
Otelde, sütlü çikolata renkli bir bayan ayartışı ve birkaç yıl önce başka bir sütlü çikolata ile yaşadıkları.

Yarın neler olacak, çok merak ediyorum...
Serdar Turgut'un sırrı için tıklayın