Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarı Mustafa Balbay ...25 Kasım 2009 Çarşamba
24 Kasım 2009 Salı
Kim Kiminle Oynuyor?
Haber Türk Spor Gazetesi, Galatasaray basketbol tarihine geçen Cemal Nalga ile röpörtaj yapmış. Felaket!Böyle sahtekarca bir hareket üzerine, aldığı ceza sebebi olan 7 numaralı Tufan formasını giyerek, (hem de ters olarak) mahsun pozları vermek, "Oyuna Geldim" diyerek röpörtaj vermek.
Hem Cemal Nalga, hem de haberi bu şekilde yapan Haber Türk, türk sporu adına büyük hata yapmıştır. Haberi yapan Gökhan Türe ve bunu kabul eden editörleri kınıyorum.
23 Kasım 2009 Pazartesi
Cadde Açılımı Devam Ediyor.
Milliyet Gazetesi eki Cadde yine erotik açılım yapmış. Sansasyonel yazar Melissa P. 'ye köşe vermişler.Özet olarak Roma erkekleriyle Buenos Aires erkeklerini kıyaslıyor. Ve patlatıyor genellemeyi...
"Birkaç haftadır Buenos Aires’teyim ve burada geçirdiğim her gün bana şehrin muhteşemliğini bir kez daha ispatlıyor. Burada erkekler size sadece bakmakla kalmayıp yabancı birisinden daha önce hiç duymadığım çok güzel sözler söylüyorlar. Yürürken ıslık çalınması kaçınılmaz bir kural, kalçanızın sık sık hafifçe ellenmesi de çok eğlenceli. Arjantinli erkekler hasta ruhlu değiller; seks ve cinsel arzuyla ilgili her şey hemen ve içten bir şekilde oyuna dönüşüyor; erkek ve kadının yolda yürürken dans edip sonra kendi yollarına devam etmeleri gibi bir şey bu."
Ve şimdi Roma'lılar
"Roma’da insanlar cinsel özgürlükle yatağa atabildikleri kişi sayısını birbiriyle karıştırıyor, koleksiyon yapar gibiler: Ne kadar çok sevişirsen o kadar liberalsin. Bu ancak uzun bir süre seks yapmadan da durabilirsen söylenebilecek bir şey. Fakat ne zaman seks bir zorunluluk haline geliyor, o zaman seks yapma dürtüsünün kokain, eroin ya da bilmem neyle kafayı bulma dürtüsünden pek farkı kalmıyor.Biliyorum ki söylüyorum."
Türk erkekleri hakkında yapılacak yorumları merakla bekliyorum. Liberalleşmenin özü burada olabilir.
20 Kasım 2009 Cuma
Ana Sayfa Üzerine
Sözcü Gazetesi ana sayfasında kocaman bir kulak fotoğrafı. Oldukça itici görünüyor. Yanında da halkın değişik kesimlerin derdi, sanki onların ağzından dile getiriliyor.Böyle haberlerin modası artık geçmeli. Halkın ağzıyla değil de halkın üzerine çıkan tepkiler verilmeli ve onlara örnek olunmalı. Böyle yaparak yerimizde sayarız sadece.
19 Kasım 2009 Perşembe
Cadde Hızlı Girdi!
18 Kasım 2009 Çarşamba
Kazanç Listesi
Radikal Gazetesi köşe yazarı Nur Çintay, Milliyet Gazetesi'ndeki "Diziler senaristin de yüzünü güldürüyor" başlıklı haberden bahsetmiş.... başlıklı habere bakarken hem bunu düşündüm, hem de falanca şu kadar, filanca bu kadar diye bu kadar alanen, apaçık, adlı adınca yazmak insanların yaptıkları iş karşılığı ellerine geçeni, biraz garip değil mi?
Kendinizi düşünün: Gazeteyi açıp adınız ve soyadınızın karşısında bilmem kaç bin TL netliğinde aylık gelirinizi görseniz... Tüm rakiplerinizle birlikte öyle cascavlak sıralandığınızı görseniz... Bazılarından iyi kazandığınız için içiniz ılınsa da yani bunun bakkalı var, mahallesi var, eşi dostu var, bir tuhaf olmaz mı insan?
Bana haklı gibi geldi...
17 Kasım 2009 Salı
Dibe düşmeyen ARMUT!

Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Ahmet Hakan. Bazı evlatların baba izinden, bazılarının da tam tersi istikametten gittiklerinden bahsediyor. Mesela, Albay Dursun Çiçek'in oğlu demokrat çıkmış, kemalist baba Mustafa Özyürek'in kızı Esra Özyürek günümüz kemalistlerini eleştiriyormuş.
Bu yazının amacı sonlarda anlaşılıyor. Kendini övmek. Aynen yazıyorum.
"Muhafazakar aileler'in çocukları, Bize de Ahmet Hakan'a yapılanlar yapılır diye endişe edip...
Hep dibe düşen armut olmayı mı seçiyorlar?
Buraya kadar güzel.
Başıma gelenlere bakıp haksız da sayılmazlar hani diyebilirim.
İşte burada beni de bitirdin, kendini de ... Yani diyor ki: Benim başıma gelenler çok fena, sakın cesaret edip te benim gibi dini gazetelerden, nişantaşı kafelerine yaklaşmayın. Benden bir tane daha istemiyorum. Şöhretim azalır, kazancım düşer. Bu arada çok büyük zorluklar atlattım ben, bunun da takdir edilmesini istiyorum.
16 Kasım 2009 Pazartesi
Diş Doktoru Kabusu
Güneş Gazetesi eki Venüs'te Mehmet Memiş Hoca (Medyum Memiş)'nın rüya tabiri işi. Rüyanızda gördüğünüz herhangi bir unsur, herhangi bir rüya tabirleri kitabından bakılmak suretiyle cevaplanıyor. Burada Medyum Memiş ekstra çalışmış ve başka bir rüya tabiri kitabından da yararlanmış. Ancan bunu, başka bir rivayet olarak yazması beni oldukça güldürdü.Rüyasını yorumlatan arkadaşa da şunu söylemek isterim ki: Diş doktoru görmek, başka bir rivayete göre ilk halı saha maçında en az 3-4 gol atacağınız anlamına gelir ki, bir arkadaşınızı maçı izletmeye getirip artistlik yapabilirsiniz.
13 Kasım 2009 Cuma
Cüneyt Özdemir
Star Gazetesi köşe yazarı Kudret Köseoğlu; gıcık olduğu başka yazarları adeta tokat manyağı yaparcasına eleştiriyor. Yıkıyor, geçiyor. Kendisi tanınmamış bir şahsiyet olmasının yanında, köşesinde fotoğrafı da yok.Cüneyt Özdemir'in TRT kanallarının derin devletin maşası olarak kullanılmasından bahsettiğini yazmış ve başlamış:
"Bu sözlerin sahibi, yıllardır köşe yazarı olmak isteyip olamamış, kifayetsiz muhteris televizyon sunucusu Cüneyt Özdemir. Gözü hırstan körelmiş, kendi bir şey olmayınca başkalarının başarılarına sövmeyi meslek edinmiş bir zavallı...."
Zavallı olarak nitelendirdiği birine nasihat da vermeye kalkıyor:
Beni de bir büyüğün sayarsan, sana nasihat etmek isterim. Evvela, Allah ıslah etsin Cüneyt kardeşim!
Evet, Cüneyt Özdemir'i sayenizde tanıdık ta, peki sen kimsin Kudret Köseoğlu? Neden kendini saklıyorsun?
12 Kasım 2009 Perşembe
Duygsal Kedi
Haber Türk köşe yazarı Pakize Suda. Birçok konuya kısa kısa değindiği yazısından bir bölüm. Kim kimi öldürdü?
Bu sorunun cevabı da önemlidir elbet ama ...
Ben esas hangi ırktan, hangi dinden olursa olsun, insanoğlundaki öldürme, katliam yapabilme potansiyeline şaşıyor ve ondan korkuyorum"
Ay, yazık sana Pakize Suda. Gözyaşı damlası kadar saf, kar tanesi kadar zarif, çiğ damlası kadar berraksın. Biraz tarih kitabı oku bence. O zaman insanoğlu hakkında fikirlerin değişebilir belki.
Gizli Yetenek
Haber Türk Gazetesi Magazin eki yazarı Oben Budak. Köşesinin adı Jöntürk. Eşcinselliği yeni boyutlarına değindiği yazısının son kısmında Demet Akalın'a değinmiş.
"Bir süredir Turkcell'in Demet Akalın'la yaptığı reklama taktım. Yahu Demet'in oyunculuğu ne kadar sahiciymiş öyle değil mi? Sanki canlı çekilmiş, bildiğiniz Demet işte! Bu kızın niye bir sitcom'u yok acaba diye bile düşündüm. Cevap olarak da çok çalışmaktan herhalde diye düşündüm."
Türkçesi zaten zayıf, bir de Demet'e yapılan yalakalık iyice bozmuş yazıyı. Böylesine genç kız friend yalakalığı, köşesinden göz kırpmalar. Off midem bulandı...
11 Kasım 2009 Çarşamba
İslamiyet'te kadının yeri !
Türkiye Gazetesi köşe yazarı Mehmet Oruç, batılıların milletimizdeki imanı, İslamı yok etmek için kadın dizilerini kullanmalarından şikayetçi."Kadına, feminizmi aşılayan, aileye, kocasına düşman eden, aileden soğutup uzaklaştıran, huzurun ailede değil,sokakta, iş hayatında olduğunu telkin eden diziler bütün İslam ülkelerinde harıl harıl izlenmektedir."
"Şunu untmamak gerekir; Cenab-ı Hak kadını ve erkeği belli maksatlar için yaratmıştır, belli görevler vermiştir. Bu yaratılış hikmetine karşı gelmenin ahirette olacağı gibi dünyada da mutlaka bir bedeli olur. Bugün batı dünyasındaki kadının, ailenin perişan hali bunun ispatıdır."
Mehmet Bey'e cevabım bir istatistik olacak;
Kadın Dayanışma Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gülen Metin, Türkiye`de her üç kadından birinin aile içi şiddete maruz kaldığını söyledi.Metin, `Sokakların kadınlar için tehlikeli olduğu düşünülse de kadın en çok aile içinde şiddet görüyor. Her dört kadından üçü koca dayağı yiyor.` dedi.
10 Kasım 2009 Salı
Yine O !
Serdar Turgut hakkında yazmaktan bıktım ama kendisi abuk sabuk yazmaktan vazgeçmedi. Tarih 10 KASIM, Atatürk'ün ölüm yıldönümü ve mecliste önemli görüşmelerin olacağı bir gün.Ben demiyorum ki illaki bu konular hakkında yazılsın. Ama yazdığı konudan alıntılarla yazımı süslüyorum.
"İkinci dehşet senaryomda ise ya bu adamın ikinci bir penisi olsaydı neler olabileceği düşünülüyor. İkisi birbirine dolaştığı takdirde içine girilemeyen Amazon Ormanları'ndaki durum gibi vahim bir şey olurdu herhalde. Birbirine dolaşan sarmaşıklar nasıl geçit vermezse penisin arkasındaki adama da o karışıklığı aşarak ulaşmak katiyen mümkün olmazdı.Bunların dışında sonuç itibarıyla tek bir penis bile erkekleri tamamen aptallaştırdığına göre iki penisli bir adam kelimenin tam anlamıyla gerçek bir moron olmak zorundaydı herhalde.İkinci bir yazı için fikir: Kama-sutra yaparken kazayla kadını da kendisini de öldüren çift penisli adamın acıklı öyküsü.Üçüncü yazı fikri: Viagra alan çift penisli adamın acaba ilk önce hangisi etkilenecek konulu bir yarışma programı düzenlemesi ve doğru bileni bekleyen büyük hediye."
6 Kasım 2009 Cuma
Çarşaf Ve Peçe
Milli Gazete'nin köşe yazarlarından Mehmed Şevket Eygi, yazısının ikinci bölümünde çarşaf ve peçeye olan yakınlığını, insanların bu konuda serbest bırakılması gerektiği, hangi medeni ülkelerde serbest olduğu, Osmanlı da serbest olduğu ve bunun şu anda uygulanması gerektiği içerikli yazısı. Yazı zaten kendisi komple enterasan, ancak bir paragraf gerçekten ilginç.
"Bir iki hafta önce gazeteler yazdı, ABD'de 800 kız öğrencisi olan bir lisede sağlık taraması yapılmış, kızların 150'si hamile çıkmış! Hamile olmayanlar tedbir almışlarmış! Ben bir müslüman olarak böyle bir medeniyeti kabul edemem. Edersem, İslam'ı inkar etmiş olurum."
Yakında bu tip yazarlardan şöyle bir yazı bekliyorum :
Yakında bu tip yazarlardan şöyle bir yazı bekliyorum :
Geçenlerde Etiler de bir lisede sağlık taraması yapılmış. 2000 öğrenciden 500'ü domuz çıkmış. Domuz olmayanlar da tedbir almışlarmış! Medeni dediğiniz Etiler'in hali ortada. Ben böyle bir medeniyeti kabul edemem.
5 Kasım 2009 Perşembe
Anchormanların Kavgası
Güneş Gazetesi'nin imzasız haberi. Habere göre Kanal D anchormani Mehmet Ali Birand, Sağlık Bakanı ile yaptıkları röpörtajın rakiplerince çalındığını öne sürmüş. Birand'a Uğur Dündar yönetimindeki Star Haber'den gelen yanıt :"Bize hırsız diyecek adamın alnını karışlarız. Hiçbir arkadaşımızın ne hırsızlıktan, ne dolandırıcılıktan sabıkası bulunmuyor. Hırsızlık ve dolandırıcılıktan söz etmeye başlarsak, birileri sokağa çıkamaz."
Haberin veriliş şekli zaten berbat. Ama medyanın saygın bu ikişisi de birbirine laf atıyorsa ben daha ne diyeyim. Ama Güneş Gazetesi de Uğur dündar'ın bu cevabını nerden buldu o da belli değil.
4 Kasım 2009 Çarşamba
Motoru Bozmak Üzerine.
Fotomaç Gazetesi, Adnan Aybaba; Wolfsburg hezimeti yazısında sinirlerine hakim olamamış. Hedefte maçtan önce ishal olduğu için kadrodan çıkarılan Ernst var."Aloo.. 112 acil çağrı merkezi mi? -Evet, buyrun beyefendi.. -Acilen 4-5 ambulans rica edebilir miyim? Ama ayrı ayrı olacak.. -Elbette buyrun nereye gönderelim beyefendi? - Ümraniye Nevzat Demir Tesisleri ve İnönü Stadı'na. Ernst kardeş motorları bozmuş, yapacak birşey yok. Onun motoru bozulursa takımın da motoru bozulur. "Disiplinli" dedik, "Kendine iyi bakar" dedik de dedik. Yani böylesine önemli bir maç öncesinde böyle hastalık olur mu? Maalesef olabilir. "
Yazının kendisi zaten durumu anlatıyor. Ernst motoru bozmuş ama Adana Aybaba'nın da rot balansı kaçmış. Gazete editörleri gazetelerde kahve muhabbetine bayılıyor. Bunun için de Adnan Aybaba iş bulmakta sorun çekmiyor.
3 Kasım 2009 Salı
Hatır Gönül Haberleri

Akşam Gazetesi, Arçin Dağ Eysen haberi. Haber hem ana sayfada hem de 2. sayfada yer bulmuş. Ancak fotoğraf aynı ve hem de aynı büyüklükte. Cumhuriyet Balosuna davet edilen Yeşim Salkım Hayrünnisa Gül'e kendi tasarladığı broşu hediye etmiş. Ayrıca her iki sayfada broşun aynı resmi tekrarlanmış. Editör belli ki Yeşim Salkım. Kendisine Nişantaşı'nda takı mağzası açacağını söyleyen Salkım, medyadaki ilişkilerini kullanarak reklamını yapmaya başlamış. Haydi hayırlısı...
Sibel Can Diyeti!
Yine Akşam Gazetesi, Ömer Karahan haberi. Bitmeyen Sibel Can diyeti. Arada sırada magazin ekranlarında gördüğüm Sibel Can'ın artık diyetlik bir durumu kalmamış. Standart balık etinden hallice tipik bir Türk kadını formatına oturtmuş kendini. Artık Sibel Can'ın mucize formundan falan bahsedilmesin derim.
2 Kasım 2009 Pazartesi
İslamiyet 2 Gol Birden Attı
Vakit Gazetesi, sür manşetten verdiği haberde Alman vatandaşı Jana Horeman'ın ateistlikten İslamiyet'e geçiş öyküsü anlatılıyor. Üstelik, önce İncil'i okumuş ve çelişkiler nedeniyle İslamiyet'te karar kılmış. Yani hem ateizm hem de hıristiyanlığa gol atılmış oldu. Haber öyle bir şaşalı verilmiş ki, önce kadının Alman profesör falan olduğunu sandım. Ama haberin tamamını okuyunca, üvey babasıyla büyümüş, bir türk ile evlenip Türkiye'ye yerleşmiş boşlukta bir ev kadını olduğu anlaşılıyor.Evet, yabancıların Türkiye ve İslamiyet hakkında söyledikleri güzel ve övgü dolu sözler hep çok hoşumuza gider. Ama bu kadarı da fazla geldi artık bana...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
