8 Aralık 2010 Çarşamba

Vakit, Akit'tir

Vakit Gazetesi, özüne döndü. Logonun yanındaki ışıklandırılmış Türkiye Avrupa'daymış gibi gösterilmiş. Ya da Kuzey Afrika. Ama avrupa burdan ne kadar yeşil görünüyor değil mi?

Y.Akit medyamıza hayırlı olsun. Bakalım başka yenilikler de olacak mı?

30 Kasım 2010 Salı

wikileaks.org



Yukarıdaki haberlerden biri Cumhuriyet Gazetesi'ne diğeri Sabah'a ait. Bir tanesi Erdoğan'ın 8 adet gizli hesabının bulunduğundan ve servetinin şaibeli olduğunundan bahsediyor. Diğeri ise Erdoğan'ın mükemmelliyetçi, işkolik, adil ve merhametli oluşundan bahsediyor. İkisinin de kaynağı popüler web sitesi wikileaks.org . Eşleşmeyi artık siz yaparsınız. Öğrendiniz.

2 Kasım 2010 Salı

Yandaş Usülü Mizah

Başbakan'ı Penguen ve Leman dergilerine havale eden Kılıçdaroğlu'nu AKP de Salih Memecan'a havale etmiş görünüyor.
Resme tıklayın, canlanın.

6 Eylül 2010 Pazartesi

Evet, Hayır Yarışması Kızıştı.



Elimizde iki adet kamuoyu anketi var.

Biri Sonar'ın diğeri Adil Gür'ün.

Biri Taraf Gazetesi'nin diğeri Sözcü.

Eşleşmeleri yapmak zevkli olabilir. Ancak referandumun kıran kıran geçtiği kesin.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Zafer Kim İçin?


Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı. Yurdumuzun Yunan işgalinden tam olarak kurtulduğu gün. Tüm ülkede kutlanan bu bayramdan Vakit Gazetesi'nin haberi yok. Belki de Vakit Gazetesi kendisini kurtulmuş hissetmiyordur. Kim bilebilir ki?

13 Ağustos 2010 Cuma

Beşiktaş'a 3. İbrahim


Fotomaç son noktayı koydu. Beşiktaşı'ın İbrahimoviç ile ilgilendiğini yazdı. Habere göre:

Başkan Demirören İbrahimoviç'in fiyatını sordurttu. Gelen yanıt yıllık 10 milyon euro oldu. Bu parayı buluruz dedi ve kollar sıvandı.

Spor gazeteciliği radyo ve televizyonda çağdaşlaşıp ileri giderken, yazılı basında iyice yılışıklaştı. Zaten bahis yorumlarına daha çok emek harcadıklarına eminim. Haberleri de öylesine yapıyorlar.

Aklıma bir iddia bayiinde kupon hazırlayan biri geliyor. Masada çayını karıştırırken arkadaşına sesleniyor.

- Murat, Demirören bir İbrahim daha alıyormuş lan!
- Eh, iyi o zaman terlik kavgasına 3. çıktı desene
- Ehehehe.

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Cuma'dan Pazar'a



Fotomaç ve Fotospor Gazeteleri, Fenerbahçe'nin muhtemel yeni transferi Niang'ın İstanbul'a geliş tarihiyle ilgili farklı manşetleri.

Cuma - Pazar arası Niang isimli bir futbolcu İstanbul'a gelecek. Meraklısı bu günlerde havaalanında bekleyebilir. Dikkatli olun. Tuvalete bile gitmeyin. Kaçırabilirsiniz.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Bekçiler


Birgün Gazetesi, son zamanlarda yaşanan, hükümet asker ve referandum üçgenini çok iyi bir şekilde özetlemiş.

Hükümet askeri sıkıştırdı. Asker, hükümetin istediği komutanları getirdi.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Darbeci Avından Devrimci Çıktı


Vakit Gazetesi Balyozcu olarak adlandırdığı komutanların hiçbirinin terfi ettirilmemesi sonucu, durumu bu başlıkla nitelendirmiş.

"Sivil Devrim"

Aşağıda Devrim'in tanımını veriyorum :

Devrim, belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik; ihtilal. Toplumsal değişimlerin insan iradesiyle hızlandırılması devrimleri oluşturur.

Vakit Gazetesi bundan sonra nasıl değişimler öngördü bilemiyorum. Ama tahmin ediyorum.

3 Ağustos 2010 Salı

Hatipoğlu Koştu Bekele Kazandı


Türk atletiziminde beklenen sıkıntı yine gerçekleşti. Nerde bir altın varsa orda bir kaos yaşanıyor. Yine sevincimiz kursağımızda kaldı. İşin kötüsü de Hürriyet Gazetesi'nin buna prim vermesi.

Türk Antrenörleri, altın madalya alınca, sporcusunun önüne geçmeye bayılır. Hatta sporcusunu kıskanır. Burda da öyle oldu. Kendini ön plana koymak için, Elvan'a iftira atan Bekele'nin antrenörü konuşmadık medya organı bırakmadı. Doğru da olsa yanlış ta olsa bunların dışarı yansımasına gerek yoktu.

Bari Sen Yapma!

Haftasonu, gözümde yaşlarla Nevin Yanıt'ın başarısını izlerken, ayrıntılar için NTVSpor'un web sitesine bakiym dedim. Ancak üst bar daki yazı beni dumura uğrattı. Aynı karede hem altını hem gümüşü görmek beni şaşırttı. Çok yakın farkla biten yarışta acaba Nevin'in altınını geri mi aldılar diye bir an şüpheye düştüm.

NTVSpor'un bu tip hataları sık yaptığını duydum.

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Türkiye'siz AB'nin Ben Taaa !#@!

Sabah Gazetesi, parti sloganı gibi manşet atmış.

İngiltere Başbakanı'nın söylediği "Türkiye'nin bulunmadığı bir Avrupa daha zayıf, daha az güvenli, daha fakir olacaktır." sözden çıkardığı manşete bakın, hizaya gelin.

Referandum ve 12 Eylül

Taraf Gazetesi, 2 gündür Hatay'da yaşanan olaylara bir bakış atmış. Taraf Gazetesi sanki orduya muhalefet etmek için çıkarılmış bir gazete. Hatay'da yaşanan karışıklıklara polis çare olmayınca asker çağırıldı. Gece yaşanan kriz, gündüz Türk bayrağı asmayan iş yerlerin talan edilmesiyle devam edince bu görüntü ortaya çıktı.

Taraf Gazetesi'nde ana sayfaya haberi taşıma şekli :

Dörtyol'da 12 Eylül görüntüsü.

AKP referanduma sunduğu anayasa değişikliklerini, sadece darbeci askerleri engelleme olarak gösterme politikası olarak önümüze sundu. Ve 12 Eylül ü ağızlarından düşürmüyorlar. İşkence görenler ve idam edilenler için göz yaşı bile döktüler. İmam hatiplere izin verdi diye çok sevdikleri Evren'i vatan hayini ilan ettiler.

Halk ne bilsin o referandum da ne oylanıyor. Anasaya mahkmesi nasıl değişecek ve hayatımızda neler olcak bilmiyorlar.

27 Temmuz 2010 Salı

Kim Kimdir?

Sözcü Gazetesi'nin İnegöl'deki karışıklıklarla ilgili yorum haberi. Dün bahsettiğim yandaş gazeteciliğin ters yüzü.

Benim dikkatimi çeken İnegöl'deki olaylarların tek sorumlusu olarak AKP'yi göstemesi değil. Çıkan olaylarda, taraflardan birini Doğulu Vatandaş, diğerini de Yerli Halk olarak göstermesi.

Öncelikle Sözcü Gazetesi'nin bu konuda kesin bir karara varması gerekir. Ayrıca Kürt yerine Doğulu Vatandaş tabiri kullanmak ta ayrı mesele...

26 Temmuz 2010 Pazartesi

İhanetle Gitmek Doğru Bir Şey Midir?

Türkiye Gazetesi haftaya oldukça coşkulu girmiş. Neredeyse anasayfanın tamamı. Referandum da EVET için toplanan kalabalığı öne çıkarmış.

Malatya ve Adıyaman'da EVET coşkusu.

Oraya toplanan kalabalığın neye evet diyeceğini bilmediğini hepimiz biliyoruz. Ama bir coşku var. Kalabalıktakilerin çoğu darbe de görmedi. Hayatında anayasa okumadı.

Artık bizde de Amerika'daki gibi yanlı haber yapma kültürü iyice yerleşti. Gazeteler rahatladı, yavşadı. Yakında dev Erdoğan posteri bekliyorum. Millet evine assın. İşte lider desin. Gözleri yaşarsın.

13 Temmuz 2010 Salı

Büyülü Gazete


Medyum Memiş Güneş Gazetesi'nde atağa kalktı.

Cinler nerede yaşarlar?
Kimlere musallat olurlar?
Büyü nasıl anlaşılır?

Güneş Gazetesi'nden büyük kampanya : 29 Kupona Kaynana Büyüsü Muskası. Medyum Memiş Kendi Okudu, Kendi Üfledi.

Olursa şaşırmayın ...

9 Temmuz 2010 Cuma

Sen Nesin?

Şarkıcı Çelik, Yeniçağ Gazetesi'nde yazmaya başladı. Ama ne başlangıç. İşte yazısından inciler :

Demokrasiyi trafiğe benzetiyorum. Trafik deyince de aklıma Boğaz’daki köprüler geliyor.Köprüden de geçişin kuralları vardır. OGS ya da KGS olmadan, kışın zincir, takoz ve çekici halat olmadan geçmeniz yasaktır.

Demokrasi de köprü gibidir, köprü tıkanırsa demokrasi de trafik gibi felç olur.

Bu durumda “köprüyü geçene kadar, köprüyü tıkayan kişiye biz ne diyeceğiz, ne yapacağız” sendromu ortaya çıkar.Küfür ederseniz, hakaret sebebi ile tazminat ödersiniz. Bunu yapanı “döveyim” derseniz ceza yersiniz, dövemezseniz dayak yersiniz. Bu olasılıkları düşünecek kadar akıllı ve nefsine hakim biriyseniz, “başımıza ne gelir” düşüncesi arabanızdan dışarı çıkmaz ve köprüde çaresizce beklersiniz. Bu ise psikolojik baskıdır. Sonuçta travma geçirir, doktora gidersiniz. Bu seçeneklerin tümünde, cahil ve sorumsuz kişi, sizin cebinizden para çıkmasına sebep olur.

... Pendik’te büyüdüm. Sahile yakın kesim sağcı, E-5 karayoluna yakın kesim solcu idi. Solcu kesimde oturup, sağcı kesimin okuluna gitmek zulümdü. Her iki taraftan da çok dayak yedim.

Her yavrunun karnı doysun, en iyi okula gitsin, her tür bilgiyi alsın, vicdan sahibi olsun ve kararlarını özgürce verebilsin. Herkesin bir işi olsun, kimse kimseye muhtaç olmasın, insanca yaşayabilsin.Savaşlar olmasın. Barış olsun. Huzurla yaşayalım.

Çelik'in başladığı yazarlık hayatında başarılar dilemiyorum. İnci Sözlük semalarında "İlkokullu Alert" olarak nitelendirilecek bu yazı için kimseyi suçlayamam. En az suçlu Çelik tabiki. Malesef.

Yazının ilk cümlesini sona sakladım :

Yüce Allah’ım nasip ederse yazmaya devam edeceğim.

Forma Hazır

Fotomaç 3-4 ay Galatasaray'a satmaya çalıştığı Ronaldinho'yu şimdilerde Fener'e pazarlıyor. Haberler uzayınca inandırıcı olmak için Forma Hazır imzası atılıyor.

Acaba bu formalar ne oluyor sonradan? Çok büyük bir depo olmalı. Alınamayan futbolcuların isimleri yazan piyasaya çıkmamış binlerce forma olmalı biryerlerde.

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Yeminlen Gitti


Fotospor Gazetesi o kadar çok yalan haber yazdı ki, sonunda bir doğru haber bulmuş. İnandırmak için detaya girmiş. Aziz Yıldırım'ın transfer için İtalya'ya gittiğini iddia ediyor. Kanıtlamak için bindiği uçağın uçuş numarasını vermiş. Tebrikler.

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Güzel Kadın Haberdir


Takvim Gazetesi'nden bitmeyen Anna haberinin yenisi. ABD'yi sarstığı iddia edilen Kızıl Ajan'ın sarsmasının tek sebebi güzel vücudu ve kızıl saçlarının olması.

Sanki dünyadaki ilk kadın ajanmış gibi, Türk medyası bu habere saldırdı durdu. Ve Takvim Gazetesi'nden büyük habercilik. Balayı fotoğrafları sayfa 11'de.

1 Temmuz 2010 Perşembe

Avrupa Bitti, Sırada Dünya



Salih Memecan'ın karikatürleştirdiği yeni bir sürmanşet. Sürmanşet şöyle :

İlk çeyrekte yüzde 11,7 büyüyen Türkiye ekonomisi, Avrupa'da birinci dünyada 5. oldu.

Tarihinde 1 ayda 2 kere %50 küçülme yaşamış bir ülke için bitiklikten çıkmak böyle hızlı oluyor tabi. Hükümetin kalemi Salih Memecan' da bu konuya komiklikle yaklaşmış. Kendisi gerçekten ne düşünüyor acaba?

Kaplansın Takvim


Dünya'nın Takvim Gazetesi'ni konuşmasının 2. gününü kutluyoruz. Gazete, haberden çok bu haberi kendisinin ilk vermesiyle ilgileniyor. Gerçi aynı haberi dün Hürriyet te verdi ama olsun. Biz yine de Takvim'i tebrik edelim. Edilmek için can atıyor çünkü...

30 Haziran 2010 Çarşamba

Bir Gün Herkez Taşeron Olabilir


Bugün Gazetesi'nin haberi. Başka hiç bir gazetede görmedim. Varsa yollayın.

Zaten bu haberi bekliyordum. Yeni moda TAŞERON lafında. Artık kurtulamayız. Hükümet PKK'yı da Ergenekon'a bağladı. İşveren Ergenekon çok zengin olmalı.

Hükümetin yeni hedefinde Fenerbahçe'nin kaçan son şampiyonluğu olabilir. Yoksa Trabzonspor Ergenekon'un taşeronu mu? Hem kupayı aldı hem de şampiyonluktan etti.

Bakalım daha neler Ergenekon'a bağlanacak?

Aslansın Takvim


Dünya basınında sadece Takvim'de :

BİN LADİN ÖLDÜ !

29 Haziran 2010 Salı

Erkek Olsun, Bizim Olsun.


Star Gazetesi'nin Guti haberi. Bu haber her yerde yayınlandı. Star bizim neyimiz eksik diyerek bu yalan haberi imzasız olarak Demirören'in ağzından veriyor :

Beşiktaş Başkanı, erkek arkadaşıyla öpüşme fotoğrafı yayınlanan İspanyol yıldızı alma düşüncesinin olmadığını söylerken ...

Evet, sözü geçen Guti'nin öpüştüğü kişi, yandanki manken hanımefendi, Bimba Bose. Biraz erkeksi ama erkek değil. Bu durumu bütün dünya öğrendi. Ben bile biliyorum ama Star Gazetesi veya Beşiktaş Başkanı bilmiyor.

Bu haberin aynısını bütün gazeteler yaptı. O yüzden Star'a yüklenmek istemiyorum ama artık çok eskidi. Bu kadar haber sıkıntısı çekeceklerine yalandan yeni bir transfer haberi yapsalar bari. Ama o da düşünmek gerektirir. Çok zor...

28 Haziran 2010 Pazartesi

Oley Afrika


Milliyet Gazetesi köşe yazarı Hasan Cemal. Yazılarını severim. Güney Afrika'daki dünya kupası hakkında bir yazı yazmış. Ama öyle bir başlık atmış ki, okurken bir hoş oldum :


"Şakira’nın fıkır fıkır kalçaları, hop hop memeleriyle dev bir diskoya dönen tribünlerde futbol keyfi!"

Bu cümle, yazı içinde de geçiyor. Ama başlığa taşıyan kendisi mi yoksa editör mü tam emin olamadım.

25 Haziran 2010 Cuma

Açıklıyorum, Lezbiyenim.

Takvim Gazetesi'nden bir magazin haberi. Ama benim kafam karıştı. Haber şöyle :

Hande'nin tahtına yeni aday
Çiçeği burnunda şarkıcı Emel Yalçın, 'Yeni gay ikonu benim, Hande Yener kusura bakmasın' diyerek iddialı konuştu ...

Haberin devamı zaten aynı cümlelerin tekrarından oluşuyor. Duruma açıklık getirilmemiş. Belki de benim anlayamadığım değişik bir jargon var...

24 Haziran 2010 Perşembe

Ne Demek İstiyorsun?


Star Gazetesi ne demek istiyor? Diyor ki :

AKP attığı ve laiklerin hoşuna gitmeyecek her adımda PKK işbaşında. Nedir bunlar, Cumhurbaşkanlığı seçimi, ya da Referandum veya Ergenekon ... Yani diyor ki PKK laiklerin TAŞERON'u.

Üzülerek söylüyorum. Herkes bu şekilde, kendi işine geldiği gibi konuşmaya devam ederse bundan Terör kazançlı çıkar. Malesef Kürt, Türk bölünmesinden daha tehlikelisi de bu bölünme. Üstelik, kimin kime karşı olduğu da belli değil. Yani AKP'ye karşı yaratılan yapay düşman. AKP'nin icraatları başarısız olunca (açılım gibi) suçu düşmanlarına atmak. Medya da alet oluyor.

Bunun en güzel örneği, bugün ki Yeni Şafak Gazetesi'nin sür manşeti.

"Teröre en çok ergenekon sevindi."

Ergenekon'un daha tam tanımı bile yapılmamışken, ve Ergenekon'dan içeri atılanların çoğu askerken ve PKK ile savaşan da askerlerken, teröre niye Ergenekon seviniyor. Amaç, olmayan bir düşman yaratmak. Ve hükümetin oy kaybetmemesi için suçu bu hayali düşmanlara atmak.

Peki Taraf Gazetesi'nin bugün kü manşeti ne?

"PKK'da Ergenekon tutuklaması."

Tanıdık geldi mi? Hem de aynı gün.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Olursun Lord

Daha dün yazmıştım. Fotomaç Gazetesi'nde Ronaldinho Servisi var diye. İşte buyrun. O servis Brezilya ile temasa geçmiş, araya Roberto Carlos'u da almışlar gazetecilik oynuyorlar. Ronaldinho Türkiye'ye gelirse Lord olacağını sanki bilmiyor. Takipteyim. Topuz'u Kartal'ın elinden alan Fener'e misilleme Ronaldinho olarak gelecek. Görürsünüz.


Ana sayfanın alt köşesinde tanıdık bir isimden tanıdık bir tabir var.

"Quaresma Büyük Futbolcu Değil. Hıncal Uluç"

22 Haziran 2010 Salı

Bu Ne Nefret

Vakit Gazetesi, İlhan Selçuk'un vefatını haber yapmış.

"1976'da Güzel Amerikalı adlı bir kitap yazan Selçuk, son nefesini Amerikan Hastanesi'nde verdi."

Vakit Gazetesi, çok ince detaylarla nefret kusmaya devam ediyor. Dün de İ.Selçuk öldü şeklinde duyurmuştu web sitesinden. Dindar bir gazetenin ölülerin ardından kötü konuşması bana garip geliyor. Halbuki ölülere daha saygılı olması onlardan beklenirdi.

Ölülerin ardından kötü konuşmak caiz değildir Hz Aişe validemizden rivayet edilen bir hadisi şerifde Peygamberimiz (sav) "Bir arkadaşınız öldüğü zamanonu bırakın, onu gıybet edip ayıplamayın" buyurmuştur(Ebu Davud, Sünen, Edeb, 49, c IV, s 27

Türkiye'nin en büyük gazetecilerinden ve simgelerinden birine daha büyük saygı beklerdim.

Pek Yakında Beşiktaş'ta

Fotomaç Gazetesinde Ronaldinho için ayrı servis var sanırım. Bundan 2 ay önce Galatasaray da olan Ronaldinho şimdi Fener'in kapısında yatıyor.

Haftaya Beşiktaş'a bekleriz.

http://pastamedya.blogspot.com/2010/03/fotomacn-ronaldinho-ask.html

18 Haziran 2010 Cuma

I love U Murdoch

Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Ertuğrul Özkök. Kendisi yine fildir fildir gezmiş :

ÖNCEKİ akşam, Londra’da Kensington Gardens’ta Rupert Murdoch’un yaz davetindeydim. Doğan Grubu’ndan Mehmet Ali Yalçındağ’la birlikte, bu partilere üçüncü yıldır davet ediliyoruz. Londra’nın önde gelen şahsiyetlerinin çoğu orada. Bu yıl Rupert Murdoch’u geçen yıllara göre çok daha neşeli gördüm.
Saçlarını hiç görmediğim kadar kısa kestirmiş. (çok iyi tanır kendisini, kankasıdır hatta) Bu ona daha dinç bir hava vermiş. Oğlu James Murdoch, her geçen yıl işine daha hâkim bir insan görüntüsü veriyor.(oğlunu da severim,mmm nefis)

... Bense Rupert Murdoch’a Wall Street Journal’da yaptığı değişiklikleri hayranlıkla izlediğimi söyledim.
(buradan, bahsettiği adamın Wall Street'in başındaki adam olduğunu yazının taa ortasında öğreniyoruz. Özkök kendisini o kadar iyi tanıyor ki, okuyuculara tanıtmasına gerek bile duymuyor)

Yazı sonlara doğru şöyle bir cümle ile devam ediyor :

... Masada en çok konuşulan konu, Apple’ın yeni ürünü iPad’di. (araya reklam almış)

Sonuç olarak, net bir methiye derlemiş Özkök. Yazının başlığı hiç ilginç değil.

Murdoch neden başarılı anladım.

Ancak yazının içinde, bu başlıkla ilgili hiç bir detay yok. Sebep, çünkü öyle birşey yok. Bilmiyor. Bu yazıyı ingilizceye çevirip kendisine göndermiştir. Şimdi övgü dolu bir cevap bekliyordur. Cevap gelsin ki, bir sonraki yazısına yapıştırsın.

16 Haziran 2010 Çarşamba

Kim Bunlar?

Ayşe Arman, Sibel Arna'nın sansasyonel yazısına birşeyler demiş. Dadısını okuyucusuna eleştiren Arna yı çalakalem yazmakla suçluyor.

Sevgilimle ben, Alya 6 aylıkken yanımızda dadısız madısız, uçağa atladık İtalya’ya gittik, oradan kiralık bir arabayla Como, Portofino, Cannes, Nice yaptık, 6 farklı otelde kaldık. Bunun da haber değeri yok. Haa yazılmasına yazılır ama “challenge” gibi sunulması tuhaf.

Yazının son cümleleri :

Aldırma Sibel, kendinle dalga geç, oğlunla birlikte yazın keyfini çıkar. Bir de dadıyla mutlaka barışma fotoğrafı bas!

Bu ne yaman çelişki. Hem severim hem döverim. Sibel Arna'ya üstünlük taslıyor. Yol gösteriyor. Eziyor, parçalıyor. Kadın işte ...

Ayşe Arman'dan haber değeri taşıyan eski bir yazısından bölüm :

BU sefer durumu biraz daha abarttık. Alya ile birlikte camları ve şamdanları evden otele taşıyoruz. “Aman mumları unutmayalım!”
8 tane 60 santimlik cam mumluk, yerde duracak, yakınca bıcır bıcır, şahane bir ışık olacak.
Ve kristal üçlü bir şamdan...
Onu banyoya koyacağız... “Aman dikkatli olalım...”
“Tamam anne merak etme. Bütün bunlar babanın doğum günü çok güzel olsun diye değil mi?”
“Evet. Hadi acele et...”
İki de şampanya götürüyoruz evden.
Her şeyi yükleniyoruz, hediyeler dahil.
Alya, babası için benim çok sevdiğim bir hediye kutusu yaptı.
Ben böyle bizzat yapılmış şeyleri

14 Haziran 2010 Pazartesi

Kişi Dadı'lamaya Başlar

Hürriyet Gazetesi yazarı Sibel Arna'nın yazısından bir kuple :

Yüzme bilmemesine rağmen her gün beş posta denize giremediği için hayıflanmaya başladı. “Sibel Hanım keşke kocamla çocuklarım da burada olsaydı” sayıklamalarının ardı arkası gelmedi. Normal şartlarda Rüzgar’ı mutlu etmek konusunda profesör olan kadın, deniz üstündeyken sınıfta kaldı. Oğlumu alıp, oyuncakları yayıp bir saat kesintisiz vakit geçirmeyi hiç başaramadı. Bunun yerine Rüzgar’ı kucaklayıp, peşimde dolaşmayı tercih etti.

Ekşisözlük te bir günde adına yazı girilme rekoru kırdı. Okumanızı tavsiye ederim. Hürriyet Gazetesi, Ayşe Arman'dan sonra yeni bir görgüsüz yazar yetiştiriyor. Amaç ne bilemiyorum. Gazeteciler bilirler.

11 Haziran 2010 Cuma

Eline Sağlık Fanatik

Evet, Fanatik Gazetesi, Beşiktaş teknik direktörünün getirilmesinin ardındaki skandalı cesaretle dile getirmiş.

Mustafa Denizli görevdeyken Schuster le anlaşıp, ortaya çıkınca sadece rastladık yalanı söyleyen, daha sonra Denizli'ye (ayıp olmasın diye) sağlık sorunları yüzünden görevi bıraktığı yalanını söyleten, ardından Schuster'i diğer yöneticilerden habersiz aldıkları sanılmasın diye yine yalandan dünyaca ünlü teknik direktörlerle masaya oturup fotoğraflarını medyaya veren yönetim, kendi dışında Denizli, Schuster, Ramos'u da madara eden yönetimin efsaneleri bitecek gibi durmuyor...

Aziz Yıldırım, Adnan Polat ve Yıldırım Demirören... 3 güzide klubün 3 efsane başkanı.

10 Haziran 2010 Perşembe

Perşembe Mongolları

Pakize Suda, Perşembe Monologları yazısından bazı şeyler :

SEVGİLİNİZİN en nefret ettiği hemcinsiniz kimse ona dikkat edin.
En büyük rakibiniz odur. Hayatın her alanında geçerlidir bu gerçek.
Ne alakası var ?


Televizyonda programların önüne konan “genel izleyici grafiği”ndeki insan niyetine karalanmış “o şey”ler bana daha çok manavların sebze-meyve tartarken kullandıkları ağırlıkları hatırlatıyor. Ya da eskinin sarıklı mezar taşlarını.
Anane Espirisi

Geçtiğimiz hafta dersimiz İsrail’di; “öğretmenlerimiz” konuyu enine boyuna, derinliğine işlediler.
Eee?


Erkeğin işi zor. Ayrılmak isteyen kadına inansın mı inanmasın mı? Kadının “Ayrılalım” derken “Evlenelim artık” demek istediğini duymuş bir yerlerden fakat işin ucunda kendini savcılıkta bulmak da var.
Yazlık, çekirdek espirisi

ve daha niceleri ...

Güldüren Açıklama

HaberTürk Gazetesi köşe yazarı Serdar Turgut'u takip ederseniz laik medyanın ana direğinin nereden beslendiğini daha net anlayabilirsiniz.

Fettullah Gülen'in Mavi Marmara baskını ile ilgili söylediklerini yorumlarken :

Baştan şu soruyu sormalıyız: “Fethullah Gülen gibi bir insanın, dindarları üzeceği ve kırabileceği ihtimali olan bir lafı, sonuçlarını düşünmeden söylemiş olması mümkün mü?” Gülen’in yardım gemisiyle ilgili lafı birçok Müslüman’ı hem şaşırtmıştır hem de üzmüştür, buna cemaatin içinden olan insanlar da dahildir. Gülen’in bu ihtimali görememesi mümkün değildir.

Sonuç itibarıyla Gülen’in, o açıklamasıyla Türkiye’nin geleceğine büyük bir hizmet yapmış olduğunu düşünüyorum. Şu an tepki duyanlar, ileride şimdilik ucundan dönmüş olduğumuz büyük tehlikeyi gördüklerinde teşekkür etmek isteyeceklerdir.

Devletin, Said-i Nursi’yi uzun yıllar boyu hapsetmesine, baskı uygulamasına rağmen o yine de “Bana bu davranışları reva görenlere de hakkımı helal ediyorum” diyebilmiştir. Yani anlayacağınız, Fethullah Gülen’in davranışlarının Mevlânâ’lara, Yunus Emre’lere ve Said-i Nursi’ye dayanan kökenleri vardır.

AKP yi pek de istemeyenler, Fettullah Gülen'in son açıklamasını yeni bir kurtuluş, hükümette bir çatlak olarak algıladılar. Bakalım kısa zaman neler gösterecek. Yasaklı cemaat lideri kullanılmayı hazmedecek mi?

9 Haziran 2010 Çarşamba

Terör Out, Anayasa In

Vatan Gazetesi, PKK'nın dün İstanbul polisine yaptığı ve 17 kişinin yaralandığı saldırıya ana sayfadan ayırdığı bölüme dikkat. Bu olayları kanıksadık iyice. Tam 17 yaralı. Küçükken İsrail de canlı bomba eylemi olduğunda 2 gün kendime gelemezdim. Olayın mahameti, iki taraf için de çok büyüktü. Şimdi bu olaylar benim şehrimde gerçekleşiyor. Neredeyse ana sayfada zor yer bulacak.

Dün Beylikdüzü'nde dolaşırken karşımdan gelen kürt genci gözüme takıldı. Çünkü arkasında polis otosu geliyordu yavaşça. Genç herhalde hissetti ve hemen cüzdanını ordan da kimliğini çıkarttı. Daha polis istemeden yaptı bunları, üstelik otonun duracağı bile belli değildi. Ama belli ki alışmış artık. Üstünü aradılar. Yanlarından geçtim. Gencin yüzündeki ifadesizlik, beni amerikan filmlerindeki gettolara götürdü. Newyork'ta sokakta bir anda durdurulan ve üzeri aranan siyahlar. "Hey adamım, evime gidiyorum." diyen uzun ve kabarık saçlılar. Amerika, bekle biz geliyoruz.

8 Haziran 2010 Salı

Domuz Savaşları


Bir süredir camii halısı reklamlarına ağırlık veren Vakit Gazetesi, İsrail ile yaşanan son barış gönüllüleri avından sonra silah reklamlarında son noktaya ulaştı. İlanda silahların domuz avı için olduğu özellikle belirtilmiş. Tabiki muzır okuyucular bunun hemen ne cins bir domuz olduğunu sorgulayacaktır. Aşağıda silahın orjinal fotoğrafını buldum.

3 Haziran 2010 Perşembe

Olayın Özü


Aslında, İsrail'le boğuştuğumuz falan da yok. Herşey düzmece. Kılıçdaroğlu biraz geriye itildi. Erdoğan bağırdı çağırdı. Zaten aktivistleri göndereceklerdi, sanki zafermiş gibi lanse edilmeye başlandı. Düşünceler değişmez. Askerlik yan gelip yatma yeri değil.

2 Haziran 2010 Çarşamba

Yaz Aşırı Sıcak Başladı

Çetin Altan'ın uzun yazısında dikkatimi çeken bir paragraf :

Başka türlü olamadığı için böyle oluyor bu. Neden başka türlü olamıyor? Çünkü birçoğunun adını sanını ve liderini bilemediğimiz 62 siyasal parti; son 80 yıllık bütçelerin nasıl ve nerelere harcanmış olduğunu dahi umursamadan parti olmuş.

Türk Siyasetini özetleyen bir paragraf. Tecrübe söylüyor. Aslında bu, Türk insanının şu andaki genel yapısını özetliyor. Kimse, neyi, neden yaptığının farkında değil. Düşünen insan sayısı çok az. Siz de kendinizi test edebilirsiniz. Günde kaç dakika derin düşüncelere dalıyorsunuz. Kendiniz ve bütün bu olanlar hakkında...

1 Haziran 2010 Salı

Mavi Marmara + İsrail = Hitler


Yeni Şafak Gazetesi, İsrail'in yaptığı operasyona Nazi benzetmesi yapıyor. Burada iki amaç var. Birincisi O. Çocukları diyecek aslında ama diyemiyor. İkinci amaç ise, Nazi'lerin Yahudi'lere yaptığı soykırımı meşrulaştırmak ve basitleştirmek.
İsrail, sivil yardımların kendi limanları üzerinden kontrollü bir şekilde yapılmasını istiyor. Ama yardım gönüllüleri illa Gazze'ye yanaşmak istiyor. Olmayacaktı, olmadı da...

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Büyüksün Erdoğan


Türkiye Gazetesi Ermeni Soykırımı İddalarını tanıyan Arjantin'e yapacağı ziyareti iptal ettiğini bakın nasıl yorumlamış: "Erdoğan Gelmedi Diye Ülke Karıştı"
Güya, Arjantin basını, Tarihi Fırsat Kaçtı diye haberler yapmış. Ülke şoka girmiş. Böyle bir durumdan çıkar sağlamayı düşünen yandaş medyam da Erdoğan'ı yüceltiyor aklınca.
Haberden şöyle bir izlenim çıkardım : Sen misin soykırımı kabul eden, Atatürk heykelini açmayan. Hah işte Erdoğan ziyaret etmesin sizi de görün gününüzü. O ne muhteremdir ki, ziyaret ettiği ülkeler şahlanır, bereketi artar, hastları iyileşir.