Şarkıcı Çelik, Yeniçağ Gazetesi'nde yazmaya başladı. Ama ne başlangıç. İşte yazısından inciler :Demokrasiyi trafiğe benzetiyorum. Trafik deyince de aklıma Boğaz’daki köprüler geliyor.Köprüden de geçişin kuralları vardır. OGS ya da KGS olmadan, kışın zincir, takoz ve çekici halat olmadan geçmeniz yasaktır.
Demokrasi de köprü gibidir, köprü tıkanırsa demokrasi de trafik gibi felç olur.
Bu durumda “köprüyü geçene kadar, köprüyü tıkayan kişiye biz ne diyeceğiz, ne yapacağız” sendromu ortaya çıkar.Küfür ederseniz, hakaret sebebi ile tazminat ödersiniz. Bunu yapanı “döveyim” derseniz ceza yersiniz, dövemezseniz dayak yersiniz. Bu olasılıkları düşünecek kadar akıllı ve nefsine hakim biriyseniz, “başımıza ne gelir” düşüncesi arabanızdan dışarı çıkmaz ve köprüde çaresizce beklersiniz. Bu ise psikolojik baskıdır. Sonuçta travma geçirir, doktora gidersiniz. Bu seçeneklerin tümünde, cahil ve sorumsuz kişi, sizin cebinizden para çıkmasına sebep olur.
... Pendik’te büyüdüm. Sahile yakın kesim sağcı, E-5 karayoluna yakın kesim solcu idi. Solcu kesimde oturup, sağcı kesimin okuluna gitmek zulümdü. Her iki taraftan da çok dayak yedim.
Her yavrunun karnı doysun, en iyi okula gitsin, her tür bilgiyi alsın, vicdan sahibi olsun ve kararlarını özgürce verebilsin. Herkesin bir işi olsun, kimse kimseye muhtaç olmasın, insanca yaşayabilsin.Savaşlar olmasın. Barış olsun. Huzurla yaşayalım.
Çelik'in başladığı yazarlık hayatında başarılar dilemiyorum. İnci Sözlük semalarında "İlkokullu Alert" olarak nitelendirilecek bu yazı için kimseyi suçlayamam. En az suçlu Çelik tabiki. Malesef.
Yazının ilk cümlesini sona sakladım :
Yüce Allah’ım nasip ederse yazmaya devam edeceğim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder